İşte bu yüzden, feci bir sondan daha fecidir sonlanamadan gözden kaybolmuş, yarım hikayeler. Birini kaybetmemiş, aramamış, dönüp dönmeyeceğini bilemeden umarsızca beklememişler, bu ıstırabın ne demek olduğunu bilemezler.
Başkalarından uzaklaştıkça birbirimize yakınlaşacağımızı sanıyordum. Ona o kadar yakın, o kadar yakın olmak istiyordum ki içine girip kaybolmayı düşlüyordum.
Anladım ki aşk gözlerini kaybetmekti zaten. Sesini kaybetmekti, tümden kaybolmaktı. Başkasının gözünden bakıp ağzıyla konuşmaktı. Aşk yakalandığım en kişiliksiz hastalıktı.
İçimde tarifsiz bir coşku vardı. Bir de tarifsiz bir kaybetme korkusu. Hep elimdekini yitireceğimden yana endişe taşıyordum. Yollarda dikkatli yürüyor, karşıdan karşıya dikkatlice geçiyordum. Ölmekten korkuyordum. Azıcık geç kalsa, öldüğünü sanıyordum. O güne kadar varlığını reddettiğim tanrıya dualar ediyordum.