Allah Resûlü'nün Haktan getirdiği ve bildirdiği şeylerin hepsi, bütün hâlinde bedahet ifâde eder ve hiçbir delile muhtaç değildir. Allah'ın vücudu, birliği ve Peygamberinin doğruluğunu idrak kuvvetinin mânevî marazlardan ve kötü illet-lerden uzak olduğu nisbette bedahete yaklaşılır. Bedahete yaklaştıkça da fikir ve delil kıymetten düşer, lüzumsuzlaşır. İdrak kuvvetinde fikir, nazar, delil ve ispat, ancak illetin vücudu ve marazın tezahürü zamanında olabilir." İmân, bedahettir; ve bunun hakikatine yak-laştıkça, şer'i ölçüler bir bütün olarak bedahet ifâde ederler... Bu demektir ki, "zamanüstü” ölçü-ler manzumesi olarak İslâm, imânın hakikatini yaşayana, şu ân nazil olmuş kadar yenidir; ve “çağ içi, çağ dışı" tekerlemesinden başka bir şeye aklı ermez ahmakların her türlü yakıştırmasından münezzehtir!..
Sayfa 77·Kitabı okudu
- DAVAMIZ VE KÖKSÜZ FELSEFE
İlk olgu, peşin bir kabuldür; hangi düşünce olursa olsun. Bizim peşin kabulümüz belli: İslâm. İman, bir bedahettir; kendi de, mevzuu da. Demek ki, söyleyecek bir şeyi olmayan salak kâfirin, “Allah ve Resûlü” dedikçe sırıtması, kendi gülünecek hâlidir. İslâm tefekkürünün – hikemiyâta bağlı düşünce olmasının hikmeti de bu. “Zorunluluk ve hürriyet”; sadece mücerret bir hakikati arama tavsifi değil, insanın tâ kendisidir... Birinden birini tercih, onun kâinattaki hakikatini, konumunu bozar. “Hangi zorunluluk, nasıl hürriyet, niçin hürriyet?”; mesele bu. Zorunluluk ve hürriyet, Allah ve kâinat arasında ne kadar mâverâ ve mâsivâ varsa, ne kadar varlık ve mesele varsa, insanî hakikatin şöyle veya böyle temsilcisi her insanın zıtlar arasında tecelli eden şuuru, şuurun “berzah sırrı”nın gereğidir. Taraf ilzam etmez bir perde olan berzah şuur, bizzat kendi hakikatini ifşâ hâlinde; nerede, nereye, nasıl bakacak — dâvâ bu.
2. Basım: 2022, 3. Levha, ŞUUR - BERZAH, DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK, İBDA Yayınları
Mücerret Fikir
Reklam
- İMÂN VE TEFEKKÜR ÖLÇÜSÜ
İmân, imân edene, bilgi bilene, idrak de idrak edene var; bu herkes için geçerli ve herkesin hakikati kendisi için aziz. Herkesin, karşısındakinin tezatlarını ve sağlama yanlışlıklarını göstermesi de tabiî. Ama herkes için geçerli bir husus da, hem varlık ve hem de fikir olarak mutlak'ın işaretlenmesi gereği. İnsan aksiyonu yönünden, imân, bilgi, idrak, hep "zan"dır. Bunu mutlak hiç'e, Allahsız ruhçuluğa, yahut mücerret bir Allah ve yaratıcıya takdim-doğrulayıcılık kabul edilse bile, neticede bunlar da zandır. Denilebilir ki, "sizinki de zan!"... O zaman onlara düşen ebedî sükût; biz ise, bizim yönümüzden, doğrulayıcılık ve zannı, "Mutlak Fikir'den pay hâlinde, imân, bilgi ve idrakimizin vericisi Allah ve Resûlü, durumumuzun sağlamasını yaparak devam ederiz. Bu, dışımızdakilerin karşılığını koyamadıkları husustur. Bu mesele, meselelerin meselesidir; ve bunun olmadığı yerde, ne kadar teferruatlı ve ince işlenmiş olursa olsun, her insan ve kâinat muhasebesi, kendi kendinden ibaret ve tümevarımın zafiyetiyle malûl bir sığlıktır. Yine aynı cümleden olarak söyleyebiliriz ki, isbatı bizzat biz, İslâm önünde aklî yahut ruhi hiçbir görüşü es geçmeden muhasebe ederek hakikatlerini ve yanlışlıklarını işaretlemek, İslâm dışında mümkün değildir. Bu mesele, kendisinde karşılığı olmayan hususları görmezden gelme ve kuru inkârla geçiştirilebilecek bir iş değildir. Bu da bir bedahettir.
2. Basım: 2022, 3. Levha, ŞUUR - BERZAH, HEP-BEN: HEP BEN, İBDA Yayınları
Mücerret Fikir
İman, bedahettir; ve bunun hakikatine yaklaştıkça, şer'î ölçüler bir bütün olarak bedahet ifade ederler... Bu demektir ki, "zamanüstü" ölçüler manzumesi olarak İslâm, imanın hakikatini yaşayana, şu ân nazil olmuş kadar yenidir; ve *"çağ içi, çağ dışı"* tekerlemesinden başka bir şeye aklı ermez ahmakların her türlü yakıştırmasından münezzehtir!..
“Denenmemiş Tek Nizam” alt başlığı. Haziran 2013, 2. LEVHA / “FELSEFENİN MANZARASI VE HAYATIN HAKİKATİ” , İbda Yay.
Ölçüler ve Anlayış
İmân, bedahettir; ve bunun hakikatine yaklaştıkça, şer'i ölçüler bir bütün olarak bedahet ifâde ederler...
Alıntı
Îmânın hakikatini yaşayana...
- " Îmân bedahettir; ve bunun hakikatine yaklaştıkça, şeri ölçüler bir bütün olarak bedahet ifâde ederler... Bu demektir ki, "zamanüstü" ölçüler manzumesi olarak İslâm, îmânın hakikatini yaşayana, şu ân nazil olmuş kadar yenidir; ve "çağ içi, çağ dışı" tekerlemesinden başka bir şeye aklı ermez ahmakların her türlü yakıştırmalarından münezzehtir...
Sayfa 77 - 2.Levha -Felsefenin Manzarası ve Hayatın Hakikati-, Hayatın Hakikati, İBDA Yayınları
İman Nuru
Reklam
Reklam