"Hayatını ihtimallere emanet edemezsin. Her zaman tek bir şansın vardır. Kaybediyorsan kaybet ama bir kapının önünde durursan kaybetmek uzun sürer. Bir eve birden fazla yoldan gidebilirsin önemli olan varmaktır. İnsanlar hep bir çatısı olsun ister ama bizim kapılara ihtiyacımız var. Açık kapılara, anlıyor musun? İnsanı evde hissettiren şey duvarların arasında olmak değil, kapıdan çıktığında istediği zaman dönebileceğini bilmesidir."
"Lunaparka sadece eğlenmek istediğin zaman gidersin ama insanlar deniz kenarına her zaman gider. Bu öyle bir şey. Ben lunaparkım. Uzaktan güzel görünüyorum. Herkes uzaktan eliyle işaret edip ne kadar güzel olduğumu söylüyor. Sonra ışıkları sönüyor, ışıkları söndüğünde hiçbir büyüsü kalmıyor. Ama gece sahile gitsen orada yine birilerini görürsün. Deniz kenarlarını insanlar yirmi dört saat sever. Her mevsim başka sever. Gece başka gündüz başka sever. Ben lunaparkım."
Araba yavaşlayınca yolun bittiğini fark ettim. Onunla ne zaman konuşmaya başlasam zaman böyle akıyordu. Arabayı park edip, el frenini çekti. Kapıdan çıkarken "Ben deniz kenarına gitmem." dedi.