• Merhaba Değerli Kitapseverler 

    Bugün sizlerle listenizin en başına yazmanızı tavsiye ettiğim bir kitap yorumuyla beraberim

    #mihail #lermandov #zamanımızınbirkahramanı #kitapyorumu #tavsiyekitap


    Değerli okurlar öncelikle sizlere kitapla tanışma hikayemi anlatmak istiyorum. 


    Yaklaşık 2 yıl önce İstanbul'a misafirliğe gitmiştim teyzemlere. Yanımda okumak için kitap getirmemiştim. Çünkü oraya gittiğimde keşfedilmemiş mükemmel kitaplar buluyorum. Eniştemle sohbet ederken kitaplardan söz açıldı. Birbirimize kitap öneriyoruz, yazarlardan bahsediyoruz derken eniştem çok eski olduğu belli olan adeta yıllara meydan okumuş bir kitap getirdi. Basılalı yaklaşık 50 yıl olmuş. Bu kitap rahmetli babamın en sevdiği kitaptı dedi. Öyle deyince çok merak ettim. Adını daha önce hiç duymadığım bir kitaptı. Okumak için izin aldım. Kitap beni resmen hapis aldı ve bir solukta okuttu kendini. Çok derinden etkilendim. Kitabı orada bırakmak istemedim ama baba yadigarı olduğu için bırakmam gerekiyordu. Bu kitabı bulup almalıyım dedim kendime. Yaklaşık 5-6 ay aradım kitabı. Can yayınlarının bastığını bilmiyordum. Eski bir kitap artık basmamışlardır diye internete bile bakmamıştım. Günlerden birgün sahafları gezerken buldum ve raflarımın arasındaki yerini buldu. Biraz zaman geçti. Bir arkadaşım "birbirimize kitap gönderelim mi?" dedi. "Tamam olur" dedim. Ama o ben olur demeden önce göndereceği kitabı kargoya vermiş bile. Kargo geldi ve x yazarının imzalı  bir kitabını bana yollamış. İçine not olarak "senin benden daha çok dikkat ederek koruyacağını düşündüğüm için sana yolladım bu kitabı" yazmış. Nasıl mahçup oldum kelimelerle ifade edemeyeceğim için kendimi zorlamamayı tercih ediyorum. Bu kadar değerli bir hediye karşısında daha da mahçup olmayım dedim ve çok aradığım Zamanımızın Bir Kahramanı kitabını yolladım. Daha sonra bu kitap rafımda mutlaka olmalı deyip sahafları gezmeye başladım tekrar. Bir sahaf dikkatimi çekti. Diğer sahaflar gibi dikkat çekici bir tasarımı yoktu. Dikkat çekmemesi benim ilgimi çekmişti.



    İçeriye girdim. Selamün aleyküm - Aleyküm selam - Hayırlı İşler faslından sonra 'Zamanımızın Bir Kahramanı' kitabını arıyorum dedim. "Oturmaz mısın?" dedi sahaf abi. Olur abi dedim. Çok sıcakkanlı ve hürmetle karşılandım. O arada hayrolsun diyorum içimden. Böyle hoşgörülü insanlar kaldı mı dedim kendi kendime. Çünkü biliyorum çoğunluğu para kazanmak için yapıyor bu işi. Konumuza dönelim. Abi çay demlemiş. İçersin değil mi diye sordu. Abi ben Karadenizliyim dedim. Demli bir çay doldurdu. Sonra sohbet etmeye hazırlanır gibi koltuğuna oturdu. Biliyor musun benim en sevdiğim kitaplardan biri o dedi. Sen sorunca çok mutlu oldum. Gerçek bir okur kitabı o. Çok kişi bilmez dedi. Sonrasında uzunca oturduk sohbet ettik, fikir alışverişlerinde bulunduk. Hala Ankara'ya gittiğimde abi kardeş gibi sohbet edebildiğim bir sahaf olmuştur kendisi. Kitapla tanışma hikayemi burada sonlandırmak istiyorum ve kitaptan bahsetmek istiyorum. 


    Kitabımız ülkemizde çok bilinmese de Rus Edebiyatının öncülerinden ve ilk psikolojik romanlarından. Muhteşem betimlemeleriyle hayran kalacağınız bu nadide eser Lermandov'un dünyada bırakmış olduğu tek eser. Yazar 27 yaşında bir düelloda hayatını kaybediyor. Yaşasaydı Tolstoy, Dostoyevski, Godol, Çehov gibi birçok eserini okuduğumuz bir yazar olacaktı belki de. Kitabın içeriğinden bahsetmek istemiyorum. Sadece iyi bir okur kitabı olduğunu söylemek istiyorum.Okumayan her kitapsevere tavsiye ediyorum. Kitabı yakın zamanda tekrar okumak istiyorum. Benimle birlikte okumak isteyenler Dm'den yazabilir.

     


    Yepyeni gönderilerde görüşmek üzere. Esenle kalın. Gönderiyi beğenmeyi, kaydetmeyi ve kitabı listenize yazmayı unutmayın. 🤗
  • Aksi dergisinin çekilişinden imzalı olarak kazandığım bir kitap . Günümüzün İstanbul’unda geçen bir adamın kendi homoseksüelliğini keşfetmesini ve yaşadığı aşkı bütün duygu değişimleri ile içten bir şekilde yaşatıyor . Bu kitabı okuduğum için ve elimde imzalı olarak bulunduğu için kendimi oldukça şanslı buluyorum , ayrıca spotify de oldukça hoş bir çalma listesine sahip olan bir kitap . Daha bu kitabı keşfetmemiş olma ihtimaliniz oldukça yüksek ama mutlaka alıp bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap .
  • Karlı kayın ormanında
    Yürüyorum geceleyin.
    Efkârlıyım, efkârlıyım,
    Elini ver, nerde elin?

    Memleket mi, yıldızlar mı,
    Gençliğim mi daha uzak?
    Kayınların arasında
    Bir pencere, sarı, sıcak.

    Ben ordan geçerken biri :
    "Amca, dese, gir içeri."
    Girip yerden selâmlasam
    Hane içindekileri.

    Eski takvim hesabıyla
    Bu sabah başladı bahar.
    Geri geldi Memed'ime
    Yolladığım oyuncaklar.

    Kar tertemiz, kar kabarık,
    Yürüyorum yumuşacık.
    Dün gece on bir buçukta
    Ölmüş Berut, tanışırdık.

    Bende boz bir halısı var
    Bir de kitabı, imzalı.
    Elden ele geçer kitap,
    Daha yüz yıl yaşar halı.

    Yedi tepeli şehrimde
    Bıraktım gonca gülümü.
    Ne ölümden korkmak ayıp,
    Ne de düşünmek ölümü.

    Memleket mi, daha uzak,
    Gençliğim mi, yıldızlar mı?
    Bayramoğlu, Bayramoğlu,
    Ölümden öte köy var mı?

    Nazım Hikmet
    14 Mart 1956,
    Moskova, Peredelkino
  • Sevincini Bulmak kitabının imzalı kitap avantajını kaçırmış bulunmaktayım, dünden önceki gün öğrenip çokça heveslendiğim halde yeni kitap sipariş ettiğim için biraz bekleteyim demiştim kii çabuk da biteceğini biliyordum ama yine de ertelemiştim ve olacağı bu ki tamamen kaçırmışım bu sefer de, bu beni üzdü, bu beni baya üzdü hem de hem bu kadar telaşlı ve bir o kadar da güzel geçen günün ardından..
  • Okuduğuma pişman olduğum kitapların başında gelir kendisi..
    Tesadüf ki adıma da imzalı gelmiştir kitap..
    Kitap içinde aşkı , ayrılığı , kötü verilen kararları , karanlığa çıkan yolları , iyiliği , sevgiyi , dostluğu , düşmanlığı severim. Lakin, bu kitapta anlatılan kurgu kadar saçma bir kurgu göremedim ben,

    İncelemem ne kadar uzarsa kitap ile alakalı bütün olumsuz düşüncelerimi dökeceğim için kısa konuşmakta fayda var.. olmamış , bana işlemedi bu kitap..
  • Evet. Yine ben ve benim inceleme olmaya çalışan ama bir türlü inceleme olamayan incelemeye benzeyen yazılarım..
    İki gün bekleyişin ardından bugün cam kenarında postacıyı bekleyip sonunda kavuştuğum kitap.. Aykut abinin imzalı olarak gelen kitabı. Gerçekten çok heyecanlıydım çünkü bu kitap sadece bir kitap değildi benim için. Ölmeden önce yapılacaklar listemden bir madde daha silinmesini sağlayacak kitaptı. Madde;Türk bir yazarın kitabını okuyup ona kitap hakkında düşüncelerimi söyleme. Belki sizin için komik gelebilir ama benim için çok önemliydi ve bu oldu. Bu yüzden çok mutluyum..
    Kitap hakkında söyleyecek çok şeyim var aslında toplumun en büyük sorunlarından bahsedilmiş. Mesela kadına şiddet. 2017 yılında 409 kadın belki de saçma sapan nedenlerden dolayı cahil insanlar tarafından bu dünyayı terk etti. Ki bu bilinen sayı bir de bilinmeyen var. Bir de üstüne şiddet gören var, fiziksel veya psikolojik. İkinci büyük sorun hayvanlar.. Kitapta çok beğendiğim bir cümleyi buraya yazmak istiyorum. "İnsanlar düşünebildiği için hayvanlardan üstündür derler; peki insanlar yalnızca çıkar, yalan ve adilik için kullanıyorsa bu kabiliyetlerini üstünlük bunun neresinde? Sadece insanlar düşünebilirse madem, sadece insanlar böylesi kötülükleri besleyebilir öyleyse.." bizler düşünebiliyoruz değil mi? Bizler düşündüğümüz için bunca kötülüğü yapıyoruz. Yine aynı sayfada başka bir cümle vardı. "Hayvan olmak o canlıya yüklenmiş bir görev, yaratılış, fakat hayvanlık, yalnızca insanlara özgü.." ne kadar da güzel anlatılmış.. Tek bir cümleyle insanlığı. Kitap 112 sayfa fakat içindekiler çok fazla gerçekten dolu dolu. Her kitapta bir arkadaş edinirim ben kendime. Onunla beraber sohbet ederim. Bu seferki arkadaşım da Duyguydu..
    Bana Duygu'yu hediye ettiğin için teşekkür ederim Aykut abi.. İkinci bir kitap çıkarma gibi bir düşüncen var mı bilmiyorum ama umarım çıkartırsın. =) (umarım becermişimdir bu sefer inceleme yazmayı.. )