💼**Bütün dünyanın “uygarlık krizi” yaşadığı bir dönemde, insanlık “yeni bir yol” arayışıyla karşı karşıyadır. Sezai Karakoç’a göre bu yeni yolun mimarı “diriliş insanı” ve ondan peyda olacak nesil
Saflık/kutsallık, tiksinti ve kirlilik psikolojisiyle şekillenmiştir. Temiz şeylere yönelmemiz ve kirli şeylerden uzak durmamız evrimle kazanılan duygulardır. Bu temel şehvetten daha uzak, daha yüce ve soylu yaşama çabasına dönük dinsel anlayışlara dayanak oluşturur ve bedenin ahlaka aykırı uğraşlarla ve kirletici şeylerle kutsallığı bozulabilecek bir tapınak olduğu inancını öne çıkarır.
" Aslında dünyanın her yanında çoğu insan daha da köklü bir dönüşümün yaşandığına inanır." diye açıklar Bloom. " Çoğu insan beden yok olduğunda, ruhun yaşamaya devam ettiğine inanır. Ruh cennete çıkabileceği ya da cehenneme düşebileceği gibi, bir tür paralel dünyaya çekip gidebilir, insan ya da hayvan olmak üzere başka bir bedenin içine girebilir. Böyle görüşleri benimsemeyenlerimiz bile onları anlamakta hiçbir güçlük çekmezler; ama bu anlayış ancak insanları bedenlerinden ayrıymış gibi düşündüğümüzde tutarlılık taşır. "
Birkaç karmaşık görevi aynı anda yapabileceğimize inanan bilim insanları laboratuvarlara doldurdukları insanlardan aynı anda pek çok şey yapmalarını isteyip neler olduğunu gözlemlemişler. Aynı anda birkaç şey yaptığını düşünen insanların aslında jonglörlük yaptığını keşfetmişler. bir görevden diğerine gidip geliyorlar. Beyinleri üstünü örtüp pürüzsüz bir bilinç deneyimi sunduğu için geçiş yaptıklarını fark etmiyorlar, ama aslında beyinlerini anbean bir görevden diğerine geçirip yeniden şekillendiriyorlar ve bunun bir bedeli var.