Gonca güller kibrini bırakıp el pençe boynu bükük durdukları kapından sesleniyor sana.Duymak sana ne katar sahiden ?Yine ben,yine ben...Bir solukta ciğerlerime çektim buz gibi boğazın düğümlenmiş kokusunu.
Bir nefes vardık,bir nefes yoktuk.Bir ömrün potansiyeline inandık,bir ömür aldandık sen tarafımdan.Tüm silahlarımla,tüm kolluk kuvvetimle aldandık, ne kadar inkar olunsa daha fazlasıyla. Rüyayla bilinç arasında sürgüne gidiyorum temelli.Gördüklerim hayal olsa da seni bilmek en büyük tutku,sinsi bir ok gibi saplanmadan beynime, kaybolurken bıraktığın beyaz ışık hüzmeleri.
Maviden yana kan çanağına dönmüş seğiren gözlerle izledim, gün batarken güneşin yakmayan alevleri altında ,yaka paça imdat diye bağıran martıların yüzlerindeki günlük,çirkef tebessümleri.Eğilip gerçek diye haykırdım boş sokaklara,baktım küçük bir kırıntı gördüm yerde.Uzanıp aldım,inceledim.Bir süre elimde tuttum,adını aşk koydum.Düşen yere bir ışık tanesiymiş yarı aralık penceremden odama sızan, boş sokak lambasından...