ercanscgn, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Tevfik Paşa ve Ali Kemal gibi Babıali kodamanları, anayasa tarafından sınırlanmış bir monarkın egemenliği altında kendilerinin, yani yüksek bürokratların iktidarı elde tuttuğu ıslah edilmiş bir geleneksel düzenin sürdürülmesi için İngiliz desteğine dayanmışlardı. Böyle bir formül, ekonomik ve siyasi bakımdan İngiltere'ye bağlı olmak demekti. Tıpkı, ekonomik düzende, ülke dışına çıkarılan Hristiyan azınlıkların yerini almaktan memnun olan burjuvazi gibi, onlar da bunu kabul etmeye hazırdılar. Bu Türk!!! grupları, aynı dönemde Hint Milli Kongresi'ndeki, İngiliz İmparatorluğu'nun mandası altında olmayı tam bağımsızlığa yeğleyen liberal hizbe benziyorlardı.

İttihatçılıktan Kemalizme, Feroz Ahmad (Sayfa 221 - Kaynak Yayınları)İttihatçılıktan Kemalizme, Feroz Ahmad (Sayfa 221 - Kaynak Yayınları)
Zeynep Aydın, bir alıntı ekledi.
08 Nis 22:19 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Beni Atatürkçülüğü tekelime almakla suçlayan da sizsiniz( Ecevit ).Ben Fransız ve İngiliz ordu ve donanmalarının İstanbul'a girdiklerini gözleriyle gören kuşaktanım.Yüzde doksanın çok üstünde aydının bir devlet mandası altına girmekten başka çare görmediklerini yüreği yanarak dinlemiş ve işitmişlerdenim. Sonra bir gün Mustafa Kemal denen bir Milli Kahramanın bu orduları nasıl kovup sularımızdan ve sınırlarımızdan çıkardığını da gören bu gözler kapanıncaya kadar, O'na ve eserlerine hıyanet edenlerle savaşmağa andetmişimdir.Bir tekelci değil,Atatürk'ün bir gönüllü savaşçısıyım. "

Atatürk Ne İdi?, Falih Rıfkı AtayAtatürk Ne İdi?, Falih Rıfkı Atay
Tuco Herrera, Sodom ve Gomore'yi inceledi.
 02 Nis 00:32 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

MAHALLE YANARKEN SAÇINI TARAYANLAR ...

"Gaz" teciydi... ingiliz finosuydu! Köpekliğin , arsızlığın , haysiyetsizliğin , VATAN HAİNLİĞİNİN , DÖNEKLİĞİN , HAYASIZLIĞIN SÖZLÜK KARŞILIĞI İDİ !! vahdettin ile beraber ingiliz MUHİPLERİ ( ingilizi KÜÇÜK "MUHİPLERİ" BÜYÜK YAZDIK Kİ BUNUN BİR SEBEBİ VAR !!) cemiyetini kurdu ... Muhipin anlamını şimdiki yeni nesil pek bilmez .. Ben söyleyeyim .. DOST demek .. İngiliz SEVİCİYDİ...YALAKANIN en önde gideni , bayraklı, flamalısıydı bu şahıs ...Satılmıştı!! ÇANAK yalayandı .. "Avrupa ile kim başa çıkmış ki biz çıkalım , Asyalı halktan böylesi çıkmaz" diyen bugün ki "yes be annemcilerin" AĞA BABASI idi.. Liboşların atasıydı .. Mustafa Kemal' den nefret ediyordu .. "Ona el uzatmak eşkiyanın elini sıkmaktır... Derme çatma bir ordu ... Vuruşup duruyorlar .. Oysa ne demiş arap : galibin dediği olur" kıvamında makaleler döşeniyordu .. Biz yoksulluk içinde yoktan var edip köylerden pullukları sabanları hatta ve hatta çatalı bıçağı toplayıp eritip tüfeğimize SÜNGÜ yaparken , yuvasında MAKİNELİ TÜFEK bulunan bir siper için bir bölük askerimiz ölüme koşarken , çiftcinin , köylünün her 2 öküzünden birini orduya alıyorken yokluktan ve Anadolu da MEHMETLERİN BİRER BİRER TOPRAĞA DÜŞTÜĞÜ GÜNLERDE "Çanlarına ot tıkanıyor, moralleri pek düşük , çoğu yalınayak , teçhizatları noksan , gerçi birkaç kamyonları var ama hepsi kullanılmaz halde ,motorları bozuldumu tamir edilemiyor , yakıtları yedek malzemeleri- parçaları yok , taşıma için mandaları var ..Mustafa Kemaller hiçbir işe yaramaz.. Hamdolsun sayıları azdır , kangrenli kol gibi kesip atmalı bunları" kıvamında yazılar yazıyordu.. Hatta ve hatta , "Ey müslüman kardeşlerimiz , milli teşkilata aldanmayınız ! Bolşevik kafası taşıyan yurtsuz serserilerdir bunlar ..Bu millici mahluklar kadar başları ezilmek ister YILANLAR hayal edilemez, düşman ondan on kat iyidir" kıvamında yazılar kaleme alıyordu.. Senin anlayacağın canım kardeşim HAİNLİKTE bir dünya markasıydı .. Bedelini ÇOK AMA ÇOOOOK ağır ödedi .. Bayrak gibi göndere çekiverdiler onu .. Linç edildi.. İsmi mi? İsmi ali kemal idi ! Neyse ki "SARIŞIN KURT" hızır gibi yetti !! KAĞNI KAMYONU DA, YEDİ DÜVELİ DE YENDİ !!!

Vatanımız işgal edilmiş , düşman cizmeleri Anadoluyu çiğniyorken bu sakat zihniyetin bir de seyreltilmiş hali mevcuttu o günlerde .. MANDACILAR.. Şimdi burda yazınca bir kısmınız zıplayacak yerinden .. halide edip adıvar bu tayfanın başında gelen isimlerden biri idi. Bu tayfa, yüzyıllardır hür yaşamış bu milletin , kavimlere göç ettirmiş , tarihi yazmış birebir şekillendirmiş bir ulusun, ingiliz ve abd mandası altında yaşamasını savunuordu.. Gördüğün üzere keşmekeşliğin zirvesi idi o günler .. Diyeceksin ki bana bunları niçin anlatıyorsun.. O günleri bil diye anlatıyorum canım kardeşim .. Çünkü roman o dönemlerde geçiyor .. Bu tayfanın top koşturduğu İstanbul'da geçiyor ..

İngiliz İstanbul' a ayak basmış .. VATANIMIZ , BAYRAĞIMIZ, TÜM MUKADDES SAYDIĞIMIZ DEĞERLERİMİZ ağır hakaret ve tehdit altında..Vaziyet bu iken bir kısım sözde elitin işgal kuvvetleri ile yaşadığı çok çok ağır ve "sakat" ilişkilerin öyküsüdür bu kitap..Ne olduğunu unutup ne oldum budalası olanların Sodom ve Gomorra kavimleri üzerinden anlatılan öyküsüdür .. MAHALLE YANARKEN SAÇINI TARAYANLARIN ÖYKÜSÜDÜR .. Sahi kimdi onlar ?

Mehmet Cuma ÖZTÜRK, bir alıntı ekledi.
 26 Şub 16:25 · İnceledi

İttihat ve Terakki iktidarı 1914 yılı Ocak ayında Musevilerin Filistin'e yerleşimlerini önlemek için alınan tedbirleri, işe yaramadıkları gerekçesiyle kaldırma kararı aldı. Bununla beraber, Yahudilerin Filistin'e yerleşmeleri ve giderek bir devlet kuracak konuma gelmeleri Filistin'in İngiliz mandası altında bulunduğu dönemde oldu. 1922 yılında Milletler Cemiyeti kararıyla Filistin İngiliz mandasına bırakıldı.

Pazarlık, Vahdettin Engin (Sayfa 145 - Yeditepe Yayınları)Pazarlık, Vahdettin Engin (Sayfa 145 - Yeditepe Yayınları)
Murat Ç, bir alıntı ekledi.
30 Oca 00:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İngiliz Uşakları;
"Damat Ferid, Harbiye Nazırı Süleyman Şefik ve Dahiliye Nazırı Adil Bey'e dayanarak ingiliz mandası programını uygulamaya başladılar..

Kamuoyu yaratmak amacıyla bu işgüzar üçlü "ingiliz Muhibleri Cemiyeti" adında bir teşkilat kurdu. Cemiyet'in başına meşhur Ali Kemal'i, Rahip Frew'ü ve tanınmış hatip Sait Molla'yı geçirdiler

Damat Ferid'in yardımıyla bu teşkilat sayende ingilizler, İstanbul'un en etkili propoganda organlarını elde etmişlerdi."

Not: Böyle hainler tarihte çoktur... Ama hiç bir suç, cezasız kalmayacaktır...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 147 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 147 - Kronik)
Şinka, Ateşten Gömlek'i inceledi.
 29 Ara 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

" İçimi dökeceğim bir Sakarya kaldı; asıl facia ve son perde..."
Asıl facia, son perde Kurtuluş Savaşı...

Anadolu cayır cayır yanıyordu... Her kafadan, her topluluktan ayrı bir ses: Padişah!.. Hilâfet!.. İngiliz Mandası!.. Amerikan Mandası!..

Hiçbiriyle yetinmeyip yaralarını geçici merhemlerle dindirmek yerine kanata kanata istiklâl merhemi için koştu şehitlerimiz, gazilerimiz. Destekçileri az, köstekçileri çoktu. Kimine göre hayalperest kimine göre deliydiler ama onlar özgürlüğe susuz kalmış, vatanını ölümüne seven neferlerdi... Esirliğin yanında göğüste açılan yaranın, kopan kolun, kesilen ayağın lafı bile olmadı. Düşman Anadolu'nun göğsüne bayrağını saplamışken alınan yarım nefes yaşatır mı bu aziz milleti, düşmanın bayrağının gölgesi altında serinler mi yanan yürekler?.. Bağımsızlık hasreti ekmekleri, intikam hırsı katıkları oldu, inançlarıyla ferahlattılar yüreklerini. Etten tepelere diktiler yine de yere değdirmediler sancağımızı.
Anadolu'nun sırtına geçirilen bu ateşten gömleği kendilerini kül ederek soydular.
Bu vatanın bir karışı için şehit olanlara ne yapsak ne söylesek kâfi gelir şimdi?..
Ruhunuz şad olsun!

Halide hanım şehitlerimize olan minnetini Kurtuluş'umuzun ilk romanını yazarak sunmuş. Savaşın içinde yer alan yazarımız henüz savaş bitmeden sıcağı sıcağına kaleme alıyor romanını. Peyami'nin notlarıyla, mektuplarıyla aktarıyor bize o zorlu mücadeleyi. Yağmur gibi inen mermileri, patlayan gülleleri, yaralıların iniltilerini, Allah Allah nidalarını... Yazar, İzmir ile tutuşan Ayşe'yi, Ayşe'nin sevdası ile yanan Peyami ve İhsan'ın daracık aşk üçgeni içinde sıkışan yüreklerinin üzerinden cephede yaşananları ve cephe arkasındaki acı izleri gösteriyor. Cephe arkasında kalan insanı duygular da yerli yerince duruyor tabi. Aşk, kıskançlık, dostluk...
Vatan sevgisinden ziyade beşeri aşkla yanan yüreklerin daha baskın çıkıyor olması, İzmir'i Ayşe için kurturmaya çalışmaları beni birazcık hayal kırıklığına uğrattı. Mehmet Çavuş'un, Kezban'ı kıskanmasıyla nefret ettiği hilafet tarafına geçmesi, İhsan gibi yiğit bir komutanın Ayşe savaşı bırak gel dese kafamı ezer yine gelirim, demesini yazarın aşkı daha üstün tutmasını kabullenemedim.
Kurtuluşumuzun ilk romanından beklentim daha fazlaydı.
Romanın dili biraz ağır olup sık sık sözlüğe baksamda olaylardan kopmadan akıcı bir şekilde ilerledik.

Bu vatanın ne şartlarda kazanıldığını elbet biliyoruz ama tekrar tekrar hatırlamak gerekir ne de olsa insan "unutan" demekti.

Beyza, bir alıntı ekledi.
 14 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mayıs 1948'de İngiliz Mandası'nın sona ermesinden sonra, Batı dünyasının diğer kesimlerinde olduğu gibi İngiltere'de de Yahudi karşıtı duyguların toplumsal ve siyasi olarak kabulü sona erdi. Artık diğer aşırı uca doğru bir geçiş söz konusuydu; merhamet ya da anti-Semitizmle suçlanma korkusuyla Yahudi eylemlerini makul bir biçimde eleştirenlerin bile sesi kısıldı.

Semitizm ve Anti-semitizm, Bernard Lewis (undefined)Semitizm ve Anti-semitizm, Bernard Lewis (undefined)