• Bakma Avrupalıların öyle insan hakları havarisi kesilmelerine filan. Kendilerinden olmayana hiç merhametleri yoktur..
  • Bir insan, hakları için değil çıkarları için daha büyük bir savaş verir.

    Napolyon
  • Yarım bin yıldan beri insanların düşüncelerini ya da sağlıklarını ya da manzaralarını ya da günlük yaşamlarını kalıcı biçimde etkileyen her şey Batı'nın eseri. Kapitalizm, komünizm, faşizm, psikanaliz, çevrecilik, elektrik, uçak, otomobil, atom bombası, telefon, televizyon, bilgiişlem, penisilin, doğum kontrol hapı, insan hakları ve de gaz odaları... Evet bütün bunlar, dünyanın mutluluğu ve felaketi, bütün hepsi Batı'dan geldi.
  • "Ne soykırım, ne katliam ne de başka herhangi bir kelime "Holokost" sözcüğünün yerine kullanılmamalıdır (s5)". Ayrıca "1933 yılında Nazilerin Almanya'da iktidara gelmesiyle başlayan ve 1945 yılında Nazi Almanya'sının teslim olmasıyla sona eren " bir dönemi ve yaşananları anlatıyor bu kelime.

    Önsözde kitabın yazılma/yayımlanma amacı kısaca anlatılıyor. Bu kitabın 1997 yılında yayımlandığı da unutulmasın. Ve o zaman daha internetin adını bile bilinmiyor veya internetin üniversiteler arası ya da devlet kurumları arası bir araç yani bir
    çeşit 'iç ağ' gibi çalıştığını düşünürsek, bu kitabın o zaman dilimi içinde 'hepsi bir arada' tarzında yazılmış bir içeriğe sahip olduğu unutulmasın. Önsözde belirtildiği gibi Türkçe fazla kaynak olmaması üzerine 'Encyclopedia Judaica'nın 'Holokost' bölümümün tercüme edilmesiyle ortaya çıkmıştır.

    'Holokost' Yahudi dilinde 'Holokost'tur. Yani başka bir kelime ile karşılanmayan, kendine has özelliği olan ve sadece 'kendi' olan bir kelimedir.

    Yine önsözde belirildiği gibi 'ne soykırım, ne katliam ve ne de başka bir kelime' bu kelimenin yerine kullanılabilir. Acının tarifi yok ya da nev-i şahsına münhasır bir kelimeden bahsediliyor.

    Ama biz bu kelimeden ne anlıyoruz: Almanların, Yahudilere yaptığı soykırımı; Almanya = Yahudi Soykırımı diye biliyoruz. Çoğu zaman acının tarifi olmaz. Çekilen ızdırapların,
    kayıpların, katliamların, insanlık dışı muamelelerin tarifi yapılamaz ve Holokost'ta bu anlatılırken tek karşılık olarak bu kelimenin hapsedilmesini de istemiyor.

    Ben bu kitabı yayımlandığı yıl (1997) o zaman Tüyap Tepebaşı Kitap Fuarı 'Gözlem Gazetecilik' standından almıştım. O zaman okumuştum ama aradan o kadar zaman geçince (21 sene geçmiş) ve site içinde 1.ve 2.dünya Savaşı kitap okuma etkinliği olunca da tekrar arşivimden çıkarıp, bu sefer notlar alarak okudum. Notlar alırken de geçmişe gittim (Tepebaşı Tüyap 2 katlıydı ve stand alt katta diye hatırlıyorum, sonra arkadaşları ve özellikle bu sene kaybettiğim ve 1990 yılından beri fuarlara beraber gittiğimiz o arkadaşı hatırlamadan da geçemedim. )

    Holokost, Almanya'da ve Polonya'da yaşayan milyonlarca 'Yahudinin' bilinçli ve düzenli bir şekilde devlet tarafından kitlesel katliama tabi tutulması olarak da okunabilir.

    Nazilerin iktidarda oldukları süre boyunca hem Almanya hem de Nazi kontrolü altında bulunan topraklarda yaptıkları katliamların sebeplerini anlatmaya çalışıyor.

    Holokost'u iki ayrı dönem olarak değerlendiren çalışma bunu 'savaş öncesi' ve 'savaş dönemi' olarak adlandırıyor.


    30 Ocak 1933'te Adolf Hitler'in Şansölye (Başbakan) olarak atanmasıyla Naziler iktidara gelir. Gelir ama Hitler'in Mein Kampf (Kavgam) da belirttiği gibi, düzenin, hayatın, ekonomideki yaşanan sıkıntıların sebebi olarak gösterdiği unsurlardan biri olan Yahudiler içinde zorlu bir süreç başlar.

    1.Dünya Savaşı sonrası ve 2.Dünya Savaşı öncesi bölgede (yani Almanya, Polonya, Çekoslavakya, Macaristan vd.) yaşayan Yahudilerin, ikili anlaşmalarla korunan hakları ve daha sonra meydana gelen çeşitli olaylar neticesinde yaşanan sıkıntıların tarihsel gelişimi hakkında kısa bilgi veriliyor.

    Nazilerin iktidara gelmesiyle Yahudiler için hem Almanya hem de yakın bölgelerde yaşayan Yahudiler için sıkıntılar baş göstermiş ve Nazilerin 'Temel siyaseti' olan 'Yahudilerden
    arındırılmış yurt' fikri, Yahudilerin zorla yaşadıkları yerlerden atılmasına yol açmıştır. 15 Kasım 1938 de Yahudi çocukların devlet okullarına alınmamasına başlandı (s13)' Rejim buna sebep olarak 'Alman kanının ve şerefinin korunmasını' ileri sürer ve bunu da 15 Eylül 1935'te çıkarılan Nürnberg Yasası'na dayandırır.

    Naziler, Yahudiler haricinde farklı unsurları da örneğin, komünist, çingene gibi yapıları da planlı bir şekilde yok etmeye çalışır. Ama Yahudilerden kadın, erkek, çocuk, yaşlı
    demeden imha etme eylemine girilirken diğer unsurlardan ise sadece sınırlı nitelikte bir eyleme girişilir.

    Almanya haricinde tüm Orta Avrupa ülkelerinde Yahudilere karşı ayrımcı işlemler yapılmış olsa da özellikle Almanya ve Polonya'da bunlar imha süreciyle sonuçlanmış, diğer
    devletlerde ise mallarına el koyma, sürgün gibi işlemler yapılmıştır.

    En korkunç katliamlar Almanya dışında Polonya'da yaşanmış ve Polonya'da 'ölüm merkezleri'nin adları kitapta belirtilmiştir.

    Kitabı okurken 40.sayfada 'Müslüman olarak anılan' diye bir cümleyle karşılaştım ve bir an duraksadım. 'Diğer kamplara nakledilen ve toplama kampı argosunda Müslümanlar
    olarak anılan hasta ve sakat mahkumlar burada öldürülür ve tıbbi deneyler burada yapılırdı'. Kelimenin kökeni ise 221.sayfada geçiyordu. 'Muselman': Nazi kamplarında ölüm halindeki tutsaklar için kullanılan deyim.

    Okurken şunu düşünmeden duramıyor insan: O bölgede oturan insanlar bu Yahudilere yardım etmediler mi? Kitap burada şunu ifade ediyor: "kaçan Yahudiler çok büyük
    tehlikeyi göze almaktaydılar" ve "onların çağrılarına kulak verilmemesi nasıl bir dünyaya çağrıda bulunduklarını çok iyi anlatmaktadır (s82)".

    Toplama kampları, Yahudileri imha etmek için kurulmasa da uygulamada tüm muhaliflerin yanında Yahudiler de burada tutulmuşlardır.

    Peki, Hitler'in Yahudi düşmanlığına iten sebepler neler? Niçin bu kadar düşman? Bunun esas araştırılmasında fayda var. Bir kişi bir anda bir şeye düşman olmaz ya da olursa neler yaşandığının bilinmesinde yarar var. Hitler'in anti-semitik düşünceye sahip olmasının arkasındaki düşünce neydi?

    Hitler'in düşünce yapısında etkili olan ve onun önderi olan kimlerdi? Bu da esasen araştırılıp, incelenmesi gereken bir konu ve kitap bu konuda bazı ipuçları da veriyor.

    Kısaca, 2.Dünya Savaşı öncesinde başlayan ve sistemli bir şekilde 'nihai çözüm -endlösung-, olarak nitelendirilen bir kapsamda Almanya ve Polonya'da bulunan Yahudilerin
    kitlesel olarak yok edilmesinin hikayesi anlatılıyor.

    Ezcümle: Tavsiye edilir.

    Notlar:

    + Kitabın satışı yok sadece sahaflarda bulabilirsiniz.
    + 1997 yılı için iddialı bir kağıt yani beyaz kağıt ve kitap sırtı dikişli olarak basılmış. Bu sayede kitap okununca dağılmıyor. Yeni basılan kitaplarda yaşanan -Avrupa kağıt-, sararma, soluklaşma bunda yok.
    + Kitap 2 ana kısım ve 14 alt bölümden oluşmaktadır.1.kısım savaş ve savaş döneminde yapılanları kapsarken, 2.kısımda ise savaş suçları davaları, Sovyet Rusya, Arapların Holokost'a karşı tutumları, Yahudi bilinci ve kaynakça içerir.
    + Kitabın arka sayfalarında yer alan sözlük çok yeterli değil. Şimdi internet sayesinde daha öz/ya da ayrıntılı bilgiye sahip olunabiliyor. Ama yazıldığı dönem için çok sıkıntılıydı.
    + İncelemeyi kasım ayında bitirmeyi özellikle istedim, çünkü 1997 kasımında Tüyap Tepebaşı Kitap Fuarından almıştım ve yine bir fuar zamanı olan kasım 2018'de ise yazıyı yazdım
    + Bazı kelimelerin dipnot şeklinde çevirisi olmadığı için geçmiş zamanda ansiklopedilerden yardım alırdık. Şimdi ise kolay, basit ve hızlı bir şekilde tek tuşla internet sayesinde
    kelimenin ne anlama geldiğini öğrenebiliyoruz.
    + Bu kitap 5-9 /Eylül/ 2018 tarihleri arasında notlar alınarak okunmuş ve 13/Kasım/2018 tarihinde düzenleme yapılıp siteye eklenmiştir.
  • "Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı. İnsanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların, gücü var ve bugün güç demek her şey demek."
    "Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır. Tüm bunlar, yani insanlığın bugün korkunç dediği şey, yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir. Bir insan, yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir. Fakat sizler boyun eğdiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, onları can evinden vurmak yerine, onlara itaat ettiğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir. (…)"
    Stefan Zweig
    Sayfa 32 - İş Bankası Kültür Yayınları, 5.Basım
  • Nasıl bir ailede yetiştiğiniz çok önemli bence. Gelecekteki yolunuzu belirlemede, temel atanlar onlar oluyor çünkü.

    Aamir Khan, film sektörünün içinde olan bir ailede yetiştiğinden, ilgi alanlarının başında sinema geliyor doğal olarak. Fakat öyle hemen zirvelerde yer almıyor. Bu konuda gerçekten emek harcıyor ve adım adım ilerleme gösteriyor. Kamera önünden önce, arkasındaki ekipte yer alması onu her alanda deneyim sahibi yapıyor ve tabi yeni, sempatik bir yüze sahip olması bu yolda ilerlemesinde çok daha etkili oluyor.

    Bu ay yeni bir filmi vizyona girmişken kitabı elime almış olmam güzel bir tesadüf oldu. Daha Türkiye'de vizyona girmedi fakat eminim yine güzel şeyler yaptı. Merakla bekliyorum, çünkü okurken, filmini izlediğiniz kişinin hangi zorluklardan sonra böyle bir ürün ortaya çıkardığını görmek, bence filmi bilinçli izlemekle eş değer oluyor. Görünen dışında arka planda çok daha hummalı bir çalışma olduğu aşikar. Sadece göze hitap etmesi önemli değil. Göze, kulağa, akla ve en önemlisi kalbe hitap etmeli bir film. Bazı Hint filmlerini bu yüzden çok seviyorum. Süre olarak çok uzun belki ama altında hep bir mesaj var ve sonunda sizin kalbinize dokunmayı başarıyor.

    Bu sektörde adını duyuran üç Khan'dan biri de Aamir. Ülkesinde, yolsuzluk, eğitim sistemi, cinsiyetçilik, çocuk istismarıyla mücadele, insan hakları gibi meselelerde örnek bir kişi. Duyguları mükemmel bir şekilde yansıtıyor olması, filmi kendi içinde yaşamasından kaynaklı. İçine sinmeyen hiç bir filmde oynamıyor. Seviyorsanız ben gibi okuyunuz ve izleyiniz... :)