“Yani ona güveniyor musun?" diye sordu kaşlarını kaldırırken. "Bütün bu hisler ona güvendiğin için mi var oldu yoksa hislerin yüzünden mi ona güvendin?"
Bu ayrım önemliydi, tüm insanlık için. Hisler insanı ustaca kandıran birer zehirdi ne de olsa.
Mirza'nın bakışları boştu. "Sonucunu bildiği bir kavgaya ancak aptallar dahil olur."
Kaan güldü. "Bu kadar eminsen kaybedecek neyin var ki?"
"Zamanım."
"Cümlelerim senin eserin, yazarım sensin benim. Senden başka kimse kurduramaz bu cümleleri bana."
"O hâlde benden başka kimse okumasın seni."
Belimden çekip beni kendine bastırdı. "Sayfalarıma senden başkası dokunamaz, Gri Hanım. Yalnızca senin gözlerin görür beni, senin kulakların duyar ve..." Yeniden öptü dudaklarımdan. "Senin dudakların değer dudaklarıma."
"Altını çizmiştin," derken sırıttım. "Bana olduğumuz bu yeri hatırlatınca attım hafızaya."
Burun kıvırdı. "Doğru anda, havalı bir şekilde söyleyip aklını başından alacaktım."
Bu bana kahkaha attırdı. "Aklımı başımdan almak için alıntıya ihtiyacın yok."
Dudaklarının arasından ufak bir kahkaha yükseldi. "Gün geçtikçe bana benziyorsun."
"Üzüm üzüme baka baka kararır."