Nureddin Hoca okurlara bu zamanda sınav verdiğimiz alanları çok iyi bir şekilde tespit etmiş ve bize bunları çözümleri ile sunuyor. Müslümanların en çok zorlandığı ve zafiyet gösterdiği konulara değiniyor. Evlat yetiştirmenin zorluğu, evladın aksi davranabilmesi, ibadetlerdeki zayıflıklarımız, rızık elde etmedeki yanlış bakış açımız, futbolun aşırılığı, memur olmanın yükümlülüğü, kadının tesettürü gibi birçok alandaki sınavları ayrıntılarıyla değiniyor. Bunca konu arasında evlenmenin zorluğu ve evliliği yürütmenin zorluğu gibi konulara değinmesini de bekliyordum. Bu konuların yer almaması şaşırttı ve üzdü. Her müminin sınavı farklı olacağından hareketle Nureddin hocanın bu konularla ilgili zorlu bir sınav ile karşılaşmadığı aklıma geldi. Ama bu sadece bir zan. Belki de bu konuları ele alacağı çok daha kapsamlı bir kitabı yazmayı düşünerek dahil etmemiş olabilir :) Nureddin hocadan çok istifade ediyoruz. Allah ondan razı olsun.
Sonuç olarak kitap kesinlikle çok faydalı. Herkesin okuyup, yazılanlarla ilgili güçlü bir mücadele vermesi gerekiyor. Rabbim okuduğumuz ile amel etmeyi nasip eylesin.
Bu Zamanın SabrıNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 2013623 okunma
Allah verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever. Bu bağlamda ihtiyaç duyduğu bir malın en iyisini almak hak olmakla birlikte, satın alınan bu eşya, işlevselliğini devam ettirdiği sürece ilke olarak onunla yetinmeyi gerektirir. Esasen bu tutum bir hadiste şükrün en ileri derecesi sayılan kanaatin de bir çeşididir. Bu tutum, ailelerde gereksiz masrafları önleyen bir özellik taşır.
Eşyada işlevselliği dikkate almanın, eski ya da modası geçmiş bile olsa kınayanın kınamasına, moda ve reklam türü araçların manipülasyonuna aldırmadan kullanılabilir olduğu müddetçe onunla yetinmenin İslami erdemlerden olduğunu ifade etmemiz gerekir. Hadiste bunun imana bağlanması da dikkat çekicidir. Çünkü eski olduğu halde fonksiyonunu kaybetmemiş bir eşyayı kullanabilen, müsrif ve savurgan davranışı reddederek şeytanın kardeşi olmayı tercih etmeyen, şöhret ve gösteriş derdine düşerek nefsine, dolayısıyla eşyaya kulluğa boyun eğmeyen, moda ve reklam gibi etkili araçların girdabına düşüp başkalarının bakışının etkisin de kalmayan, kendi inandığı değerler doğrultusunda hareket edebilen mütevazı kişiliğe sahip insanlar, inancının gerektirdiği şekilde davranmıştır. İşte bu, imanın bir tezahürüdür. Bu şekilde tutum alabilen insan, kendi kalabilen mü'min tipine uygun bir portre çizmiştir. Eşyayı amaç değil araç edinmenin, eşyada dünyayı değil takvayı aramanın ölçüsüne uygun davranmıştır: "Takva elbisesi, işte o elbise daha hayırlıdır." (Araf/26).