“Şu anki zıtlıklara takıntımız nedeniyle, sıklıkla insanlığın tüm üyelerini ne kadar çok şeyin birleştirdiğini unutuveriyoruz.”
-Reagen 21 Eylül 1987’ de Birleşmiş Milletler Genel Meclisinde yaptığı konuşmasından-
İnsanın bilgi kirliliği içindeki gerçek bilgi kırıntılarına ilk olarak kendi akıl, zekâ ve mantık sorgusu ile ulaşmasıdır. Sonrasında ise farkındalık sürecinin başlaması ve kişinin dünyaya çok farklı bir pencereden yaklaşması hedeflenmektedir.
Genlerimizin sadece yüzde üçlük kısmı hakkında bilgi sahibi isek ve geri kalan yüzde doksan yedilik kısmı için sadece fikirler üretebiliyorsak, gerçeği yaşıyor olabilir miyiz?
Cumhuriyetin ilk yıllarında ki ilerleyiş maalesef devam edemedi. Atatürk öldü, İkinci Dünya Savaşının ardından dünya yönetimi süper güçler arasında bölüşüldü. Bize de bu paylaşımdan üçüncü sınıf yöneticilerle üçüncü sınıf bir uygarlık düştü.
Sümerlerin gök tanrıları Annunakilerin dünya ile olan ilişkilerini anlatan bir kitap. Bu konularda okuduğum en dürüst kitaplardan birisiydi. Kanıt varsa kaynak gösteren, yoksa “ emin değiliz” “sanıyoruz” “henüz net değil” gibi ifadeleri ile okuyucunun zihnini karmaşadan uzak tutan bir netliği var. “Herşey mümkündür” bakış açısı ile bilimsel metodoloji ilkelerini dengede tutabilen herkes için, farklı bir çok bilgi içerdiği için de faydalı diyebilirim.