Abdal dervişler, Abdal inanç ve geleneklerinin derinliklerinde yatmakta olan felsefeleri gereği gezgindirler. Gönüllü olarak yoksulluğu, evsiz barksızlığı ve gezginliği seçen Abdal dervişler yaşamlarının büyük kısmını gezinerek sürdürürler. Diyar diyar dolaşmak âdeta yaşamının olmazsa olmazıdır. Anadolu’da söylenen “dağ yürümezse Abdal yürür” ya da “Abdalın karnı doydu mu gözü yola bakar” deyimleri onların gezginliklerine vurgu yapar niteliktedir.
"Çingene" kelimesi bize göre değil. Çingene dedikleri Romanlardır ve Romanlar da incesazın pirleridir. Çingenelerin ayrı bir dünyası var, onların çaldığı hava da ayrıdır. Türk Halk müziği okumaz, türkü üretmezler. Türküleri bizler (Abdallar) üretiriz.
Ertaş'ın "hâşâ" deyişi yalnızca Çingenelik yakıştırmasına değil aynı zamanda insan ayrımcılığınadır:
Ey garip gönüllüm,dertli yoldaşım.
Niye belli değil baharın kışın?
Var mıdır sormazlar ekmeğin aşın.
Zengin isen ya bey derler ya paşa,
Fukara isen ya Abdal derler ya Cingan hâşâ!
Adlarının Çingenelerle birlikte anılmasından hiç hoşlanmayan ve her fırsatta Çingenelerin kendilerinden farklı olduklarını belirten abdallar, toplumun diğer kesimleri tarafından eşitlendirildikleri Çingenelerle aralarında kurulmak istenen akrabalık vb. her türlü bağı kesin bir dille reddederler.