Gökyüzü akan bir nehir gibidir. Bir anı diğerine benzemez. Hep değişir. İşte bu yüzden hiçbir insan bir diğerine, hatta ikizler bile birbirine benzemez.
Hayattan istediği tek bir şey kalmıştı Aşçıbaşı’nın; tek bir umudu, tek bir duası: unutmak.
Boğazına yapışıp kalan o acı tattan, göğsünü sıkıp duran o kuvvetten ancak unutarak kurtulabileceğini düşünüyordu.
Şeb-i yeldayı ne bilir müneccimle muvakkit
Müptela-yı gama sor kim geceler kaç saattir…
“Uzun gecenin ne olduğunu ne müneccim ne de vakit hesaplayan bilir;
Gama tutulmuş olana sor, geceler kaç saattir…”