İpek

Normal doğum da sağlıklı mikrobiyota için çok önemli... Eğer gebelerin sağlık riski yoksa normal doğum yapmaları öneriliyor. Çünkü normal doğum sırasında, bebek doğum kanalından geçerken anneden bebeğe mikrobiyota transferi gerçekleşiyor. Doğum ânında yapılan bu transfer sayesinde bebeğin bütünsel mikrobiyotası büyük oranda besleniyor. Bu nedenle yeni doğmuş bebeklerin hiç temizlenmeden en az yirmi dört saat anne ile bedensel teması sağlanarak bu mikrobiyota transferinin başarıyla tamamlanması beklenmeli.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yapılan araştırmalarda bebeklik dönemi mikrobiyotasının kişilerin sosyal, duygusal ve nörolojik gelişiminde büyük rol oynadığı defalarca kanıtlandı. Sağlıklı mikrobiyotaya sahip bebekler çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde daha sosyal, sağlıklı ve uyumlu bireyler olarak yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Bebeklik döneminde sağlıklı mikrobiyotaya sahip olmanın ilk adımı anne adayının hamilelik döneminden başlıyor. Bebeklerin mikrobiyotasının gelişimi do-ğum şekli, anne sütü ile beslenme, antibiyotik kullanımı gibi faktörlere bağlı... Anne adaylarının hamilelik döneminde mikrobiyotaya destek vermesi, normal doğumun teşvik edilmesi ve bebeklerin en az yirmi dört saat anne ile bedensel temasının sağlanması gibi önlemler bebeklerin sağlıklı mikrobiyotaya sahip olmasına yardımcı oluyor. Anne adayının hamileliğin son üç ayındaki ağız mikrobiyotası ile henüz doğmamış bebeğin mikrobitasının birbirne benzediğini göz önüne alırsak;gebelik döneminde özellikle son üç ayda anne adayının mikrobiyotasına vereceği her destek henüz doğmamış çocuklarının tüm hayatını pozitif yönde etkiliyor.
son yıllardaki araştırma ve çalışmalar, probiyotik takviyesinin çocuklarda kortizol seviyelerini azaltabileceğini ve strese dayanıklılığı artırabileceğini gösterdi. Buna ilaveten, faydalı bağırsak bakterilerini besleyen prebiyotik liflerin stres kaynaklı anksiyeteyi azalttığı ve çocuklarda ruh halini iyileştirdiği de biliniyor
Sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotası aynı zamanda sağlıklı bir vücuda sahip olmanın kilit noktalarından biridir. Eğer bağırsak mikrobiyotası kötü bakterilerin hâkimiyeti altına girmişse vücudunuz tükettiğiniz yiyeceklerden olması gerekenden daha fazla enerji elde eder. Bunun nedenini şöyle açıklayabilirim; kötü bakteriler yiyeceklerde bulunan ve sindirilmemesi gereken lifleri bile parçalayabilecek kadar açgözlüdür. Bu nedenle gün içinde tükettiğiniz iki bin kalorilik bir besinden, bu açgözlü kötü huylu bakteriler iki bin iki yüz ile iki bin altı yüz kalori arasında enerji üretebilirler. Yani bağırsak mikrobiyotanız kötü huylu bakterilerin istilası altında ise günde ortalama yüz elli kalori fazladan enerji harcar. Bu da yağ olarak depolanır ve anlamı yılda yaklaşık sekiz kilogram ağırlık kazanmaktır. Bu sebeple, "Su içsem yarıyor," diyenlerin sorunu bağırsaklarını istila eden kötü huylu bakteriler olabilir.