“Açlıktan kıvranıyorduk;neredeyse altı gündür biraz ot ve mutfağın yakınlarında bulduğumuz birkaç patates kabuğundan başka hiçbir şey yememiştik.”
Gece yazarımızın toplama kamplarında geçirdiği günleri anlatan bir yaşam öyküsü. Almanların yahudilere yaptığı zulümleri, yahudilerin toplama kampında çektiği acılar öyle gerçekçi anlatılmış ki sanki gerçekten olayları gözümün önünde izliyormuş gibiydim. herkese okutmak istediğim ama herkesin bu kitabı okuyabileceğini düşünmediğim bir kitap. o kadar acı ki. kitabın kapağında yazan “Tüm insanlara okutulması gereken kitap” cümlesinin sonuna kadar arkasındayım. keşke herkes okusa.
Zavallı Akiba Drumer, eğer Tanrı’ya inanmaya devam edebilseydi, bu zulümde Tanrı’ya dair bir kanıt görmeyi becerebilseydi eleme onu alıp götürmezdi. Fakat inancındaki ilk çatlakları hissettiğinde savaşmak için sebeplerini yitirmiş ve can çekişmeye başlamıştı.
Hayatımı yedi kez sürgülenmiş uzun bir geceye çeviren kamptaki o ilk geceyi asla unutmayacağım.
O dumanı asla unutmayacağım.
Dilsiz mavi göğün altında vücutları kıvrımlara dönüşen çocukların o ufak suratlarını asla unutmayacağım.
İnancımı sonsuza dek tüketen o alevleri asla unutmayacağım.
Yaşama zevkinden beni sonsuza dek mahrum bırakan bu gece sessizliğini asla unutmayacağım.
Tanrımı ve ruhumu katleden, rüyalarımı çöle çeviren bu anları asla unutmayacağım.
Tanrı’nın varolduğu kadar uzun yaşamaya mahkum edilsem bile bunu asla unutmayacağım. Asla.