İlknur

İlknur
@iqoshhh
Tıpta kullanılan biyoteknoloji ve nanoteknolojinin şu anki amacı, bilgi­sayar vasıtasıyla doğrudan DNA'yı manipüle etmek, hücreleri yeniden programlamak ve bağışıklık sisteminin kontrol mekanizmalarını yok ede­rek, hücrelerdeki protein ve enerji (zikir) üretimini kontrol altına almak, her insana özel bağışıklık sisteminin yerine yapay bağışıklık sistemini devreye sokmaktır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rekombinant İlaçlar
Farklı biyolojik türlerden (en sık domuz ve maymun kullanılır) alınan DNA molekülleri, genetik mühendislik teknolojisiyle kesilir; elde edilen farklı DNA parçaları birleştirilerek doğada kendiliğinden oluşması müm­kün olmayan DNA parçaları oluşturulur; mikrop, virüs gibi bir konağın içerisine sokularak onun genetiği değiştirilir ve amaçlanan maddeyi üretmesi sağlanır. Elde edilen DNA materyalleri ilaç, aşı, aromatik madde ve gıda katkı maddeleri gibi vasıtalarla hedef organizmaya transfer edilerek üretim amacına uygun özelliklerinin açığa çıkması sağlanır. Bu işleme Rekombinant DNA teknolojisi adı verilir. Örneğin, bilim adamları, örümcekte ipeği üreten geni, keçiden alınan hücrelere ekleyerek, keçinin genetiğini değiştirmişlerdir. Böylece keçinin memesinden akan süt havayla temas ettiğinde örümcek ipeğine dönüşmüştür.
Buraya kadar gördüklerimizden çıkan tablo şudur: Aşı ve kimyasallar hastalık üretir, hastalığı tedavi etmek için kullanılan ilaçlar yeni hastalıklar üretir, üretilen yeni ilaçlar ve yöntemler insanlık tarihinde görülmemiş has­talıklar üretir . . . . . Bu kısırdöngü immün sistem çökene kadar devam eder.
Insanlık tarihinin hiçbir döneminde, bu kadar zararlı, bu kadar bol ve bu kadar çeşitli yiyecek bir arada tüketilmemiştir. Bu yüzden günümüzde in­sanın karaciğeri çöplüğe, vücudu hastalık batağına dönmüştür. Bu durum­ dan ilaç veya cerrahi müdahalelerle kurtulmayı düşünmek, tehlikenin bo­yutunu bilmemekten kaynaklanır.
DDT'ye en fazla 3 bölgede rastlanmaktadır. Kuzey Kutbu'nda rastlanmasının sebebi eskimoların, yağ dokularında DDT depolanmış fog ve balinalarla beslenmeleri, Afrikalılarda rastlanmasının sebebi sıtmaya yol açan bir tür sivrisineğe karşı hala DDT kullanılması; Türkiye, Orta Asya, Hindistan'da rastlanmasının sebebi ise pamuk üretiminde DDT kullanılmasıdır.