Yaşadığımız sıkıntılar, mahrumiyetler, reva görüldüğümüz muameleler, hissettiğimiz kimsesizlik, yüzümüze kapatılan kapılar vs. kendimizi ne vakit Hz. Yusuf gibi kuyuda veya zindanda hissederek bilelim ki inancımız, ahlakımız ve er geç takdir görecek olan meziyetlerimiz bizi o karanlıktan çıkaracaktır.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehir yaşanılan kılan şey iyi yönleriydi.
Yusuf kasası, her nerede bulunursak bulunalım kulluğumuzun devam etmesi gerektiğine, bize düşenin sonuca odaklanmak değil süreci yürütmek olduğuna çok güzel bir örnektir.