Varoluşun en temel sorusunu sormayan ruh, bocalar. "Ben neyin hikayesiyim?" demeyen, kendi kalemini bırakır başkalarına; öykünün yabancısı olur. Başkalarının sözlüğüyle adını koyan, kendi dilini unutur. "Ne uğruna yaşanır?", " Hangi amaç uğruna direnilir?" sorularını çözemeyen, başkalarının hikayesinde sönük bir dipnot olarak kalır.
İnsan bir kelimeyi bitirmeden susmak istemiyor, bir çayı bitirmeden kalkmak istemiyor, bir ömrü bitirmeden ölmek istemiyor. Ama dünya, kelimeleri yarıda kesen, çayları soğutan, insanları tam ortasından kıran bir yer.
Teknolojinin temel vaadi, hayatı kolaylaştırmak ve insanı daha özgür kılmaktı. Ancak bu vaat, kişinin kendi değerlerinden uzaklaşarak sahip oldukları üzerinden varlığını tanımladığı bir çıkmaza dönüştü.