"İran'ın topraklarını kaybeden kim?" Kendi sorusunu kendi cevapladı: "Kaçar." "Fakirliği artıran halkı iki pula muhtaç bırakan?" "Kaçar." "Rus'u, İngiliz'i, Fransızı başımıza bela eden? " "Kaçar." "Devletin malını ağlara satan? Vergileri otuz iki kez arttıran? Ha bire yenilen her yenilgide bir imtiyaz daha veren?" "Kaçar."
Edebiyat
Soyan Azgın Azınlığın ve Soyulan Çaresiz Çoğunluğun Mücadelesi
İnsanlar ve toplumlar her çağda ikiye ayrılır. Soyan azgın azınlık ve soyulan, çaresiz bırakılan çoğunluk.
Hayata Dair
İsfahan köprüleriyle, meydanlarıyla, saraylarıyla, camileriyle, minareleriyle tam bir güzellik abidesi... İsfahan'ı görüp de etkilenmemek, büyülenmemek elde değil. Eskiler boşuna İsfahan, Nısfi Cihan "Cihan'ın yarısı" dememişler. Demek ki bir bildikleri varmış.
Sayfa 259·Kitabı okuyor
Alıntı
8/10
·576 syf.·
2026 2282. kitabı
James Boschert'ın kaleme aldığı "Kartal Yuvası Alamut" (orijinal adıyla The Eagle's Nest). Bu eser, yazarın "Talon Serisi" adını verdiği tarihi macera serisinin ilk kitabı. Vladimir Bartol'un felsefi ve ideolojik ağırlıklı kült eseri Alamut ile karıştırılmamalı; Boschert'ın eseri daha çok Haçlı Seferleri döneminde geçen, aksiyon ve macera dozu yüksek bir tarihi romanı. James Boschert, kendi askeri geçmişinden ve Ortadoğu coğrafyasında geçirdiği yıllardan beslenen bir yazar. Bu durum romana askeri taktikler, kale savunmaları ve yakın dövüş sahnelerinde müthiş bir detaycılık ve gerçekçilik olarak yansıyor. "iyi ile kötünün savaşı" yerine, hayatta kalmak için dönemin şartlarına ayak uydurmak zorunda kalan insanları işliyor.Eser; sadakat, manipülasyon, inanç uğruna nelerin feda edilebileceği ve "aidiyet" kavramı üzerine kurulu... Haçlı dünyası ile İslam dünyasının kesişim kümesinde, bireyin nasıl bir silaha dönüştürülebileceğini inceliyor. kitap kapağında da felsefi derinliği vurgulamak adına doğrudan İran mistik edebiyatının önemli isimlerinden Baba Tahir Üryan'a ait bir rubaiye yer verilmiş. Kitabın ruhunu ve Haşhaşi mistisizmini en iyi şekilde anlatıyor.
AlamutJames Boschert · Yurt Kitap Yayın · 20125,9bin okunma
Sen bunları ilk kez burada okuyorsan, ben ölmüşüm demektir. Ruhlar hafiftir, uçar derler, senin adınsa ağırdır, benim ruhum senin adının ağırlığını taşıyacaktır. Sikal Arapçada ağır olmak demektir, Miskal kelimesi o ağırlıktan gelir. Eski zamanlarda, yani binlerce yıl önce altın, gümüş ve ilaç gibi değerli şeylerin tartılmasında kullanılan bir ölçüymüş Miskal. Burada Akadlar'ın toprağına yakınım. Dört bin yıl önce onlar da senin adını kullanıyor, Meşkalu diyorlardı. Biz o çağda yaşasaydık sen benim sevgili Meşkalu’m olurdun. Sen Hazreti Musa'nın dilinde Şekel, İsa'nın dilinde Şikla’ydın. Senin uğruna ben Musa'nın dinine de, İsa'nın dinine de girerdim. Fenikeliler seni Mişkal diye bilir, Süryaniler ve Grekler sana Siklos der, Ermeniler güzelliğini Mispal diye över. Hiçbir dil ve hiçbir din senin kutsallığından uzak duramaz. Senin adın Kur'an'da sekiz defa geçer. Balkanlar'dan Anadolu'ya, İran'dan Hindistan'a kadar uzayan topraklarda sen Miskal’sin. Bunlar tuhaf değil. Tuhaf olan şu, bu kadar çok dile, dine, uygarlığa ve bunca uzun çağlara rağmen ben Miskal adını taşıyan senden başka birini duymamıştım.
Sayfa 263 - İletişim Yayınları
Fikir Evreni