Bir şehrin değişmesi, bir insanın değişmesi, dünyanın değişmesi hatta, kendinden öncekilere ihanet gibi. Değişmemesi de kendine ihanet olurdu ama, değil mi?
Bu şehri seyretmek, parçalanmış eski bir aynaya bakmaya benziyor. Prag bana kendisini değil, kendimi hatırlatıyor. Unutmak için didindiğim şeyleri, vaktiyle buraya neden geldiğimi, burada nasıl değiştiğimi, buraya gelen kadın ile buradan ayrılan kadın arasındaki uçurumun derinliğini...