Įrem

Birbirine karşıt fikriyatı tanımlamak maksadıyla ideoloji kelimesi kendi içinde sağ ve sol şeklinde sınıflandırılmıştır. Tanımlamanın bu şekliyle yapılmasının temel gerekçesi Fransız Devrimi sonrasında yapılan Genel Meclis toplantısındaki oturma düzenlerinden ilham alınarak türetilmiştir. Meclisteki yarım ay şeklindeki salonun sol tarafında köklü değişim ve eşitliği isteyen grup otururken; sağ tarafında ise ılımlı hareket eden ve soylu grup yer almıştır.
Reklam
Leninizm, Marx'ın ortaya koyduğu çıkarımlara katkı yapan proletarya devriminin gerçekleşebilmesi için işçi sınıfının olgunlaşmasının gerektiğini düşünmekte; ancak devrimin devrimci ve öncü niteliği taşıyan bir parti vasıtasıyla şekilleneceğini savunmaktadır.
Dünyada "68 kuşağı hareketi" olarak tanımlanan öğrenci hareketleri, köklü değişimlerin sadece düşünsel platformlarda değil, siyasi ve kültürel alanda da yaşanması için şiddet kullanımının da gerekli olduğu görüşünün benimsenmesinin ve yayılmasının yolunu açmıştır. Bu bağlamda Prag, Paris, Londra gibi Avrupa kentlerinden, Amerika’ya, Çin'e kadar dünyanın pek çok yerinde kurulu düzeni tehdit etmeye başlayan öğrenci ayaklanmaları ve şiddet kullanımı ortaya çıkmıştır.
Proudhon'a göre; toplumda düzeni sağlayan esas unsur hiçbir zaman devlet olmamalıdır. Aksine düzeni sağlayan esas unsur, mülkiyetin kaldırılıp anarşinin oluşturulmasıdır. Anarşinin düzen olduğunu savunan Proudhon düşünceleriyle özellikle 19. yüzyıl anarşistlerı, sosyalistleri ve Marksistleri üzerinde derin etkiler bırakmıştır.
Anarşist ilkelerin siyasal sistemde ilk olarak William Godwin tarafından 1793 yılında yazdığı eserinde açıkça yer bulmuştur. Kendisini anarşist olarak tanımlamamakla birlikte ortaya koyduğu fikirlerle anarşizmin ilkelerinin temellerini atan Godwin'e göre, insan özü itibarıyla rasyonel olduğu için toplumu kendi öz-yönetim geliştirebilme kapasitesiyle idare edebilir. Bu bağlamda da birey ve toplum üzerinde herhangi bir tahakküm kurucu yönetim erkine ihtiyaç duyulmayacağını öne sürer.
Reklam