Korku, şüphe ve kararsızlık gibi düşünceler kemikleşerek insanı zayıf, adi ve ikircimli birine dönüştürürler. Bu durum kişiyi başarısız yapar, meteliksiz bırakır ve başkalarına muhtaç eder.
İnsan durumunu iyileştirmek için sabırsızlanıp durur ama kendisini geliştirmek istemez. Böylece devamlı bir kedere mahkum olur. Kendi kendisini gerdiği o çarmıhtan kurtarmayan kişi kalbinin derinliklerinde belirlediği hedeflere asla ulaşamaz.
İnsan dilediklerini ya da uğruna dua ettiklerini değil, hak edip kazandıklarını alır. Ettiği dualar ve dilediği dilekler ancak düşünceleri ve hareketleriyle uyum içindeyse kabul olur.