Ya Rabbi!.. Düşüncelerimizi, niyetlerimizi ve kalbimizden geçenleri rızâ-i şerîfin ile te'lif eyle! En yüce Rasûl'ünün örnek şahsiyet ve ideal ahlâkından, bizim hayatımıza da hisseler nasib eyle!..
Efendimiz'in tebliğ, tâlim ve temsil ettiği bütün fazîlet ve güzellikleri kazanmamız husûsunda bizlere yardım eyle!.. Bizi, O'nun müstesnâ ahlâkı ile ahlâklandır! Bize ihsân edeceğin güzel ahlâk, fazilet ve şahsiyetle, nice hidâyet ve hayırlara vesîle olmamızı cümlemize nasib eyle!
وَمِنَ اللَّهِ التَّوْفِيقُ
Amîn!
Osman Nûri TOPBAŞ
Rebiülevvel 1441/Kasım 2019
Çocuklar yavaş yavaş yerlerine dönerken, " Eğer bir şeyden eminseniz, "dedi, başka bir şekilde düşünmeye zorlamayın kendinizi, Yanlış ya da aptalca olduğunu bilseniz bile. Bir şey okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayın, durup siz ne düşünüyorsunuz ona da kafa yorun.
Keating hemen arkasında elini duvara vurunca ses davul sesi gibi yankılandı. Bütün sınıf sıçrayıp arkaya döndü "Evet" diye fısıldadı küstahça. "Diyorum ya saçmalık! İnsan ırkının bir üyesi olduğunuz için şiir okursunuz, insan ırkı da tutku doludur! Tıp, hukuk, bankacılık bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir!
"Anı yaşa" diye tekrarladı Keating. "Şair neden bu dizeleri yazmış acaba?"
"Acelesi olduğundan mı?" dedi öğrencilerden biri. Diğerleri gülüştüler.
"Hayır, hayır, hayır! Solucan yemi olduğumuzdan, çocuklar!" diye bağırdı Keating. "Hepimiz sınırlı sayıda ilkbahar, yaz ve sonbahar yaşayacağız da ondan.
"Bir gün, inanması zor olsa da, hepimiz nefes alıp vermez olacak, soğuyacak ve öleceğiz!"