İrem Gündüz

İrem Gündüz
@iremgunduzz
Onun kuralı şudur: “Ya hep, ya hiç.” Daima, başarısızlığın yaklaştığını sanan birinin hassaslığını gösterir. Düşman bir memlekette yaşayan birinin heyecanını duyar. Bütün bunlar ve duyduğu hassaslık iç çatışmalarını sıklaştırır ve ciddileştirir. Yaşam tarzının yaptığı kaçışı kolaylaştırır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sinir hastası bu sonuçları yok etmek ister. Şu sözü daima tekrarlar: “İyi olmak istiyorum. Bu belirtilerden kurtulmak istiyorum.” Bunun için doktora gider. Yalnız, değersiz görünmekten çok korktuğunu bilmez. Onun değersizliğinin acıklı esrarı aydınlanabilir.
Sinir hastası, çözmesi gereken problem karşısındaki başarısızlık acılarına daha büyük ıstırapları tercih eder. Değersizliğini belli etmektense sinir hastalığının bütün ıstıraplarına katlanmayı üstün tutar. Değersizliğini belirtebilecek her şeye karşı bütün gücü ile karşı koyar.
"Yaşamak ile sorgulamak arasında bir seçim yapmam gerekirse her defasında yaşamayı seçerim. Açıklama illetinden itinayla sakınırım. Bunu sana da tavsiye ederim. Bir şeyleri açıklama dürtüsü, modern düşüncenin salgın hastalığıdır. Bu virüsü en çok da çağımızın terapistleri taşır: Görüştüğüm her terapistte bu bağımlılık yapan, bulaşıcı hastalık vardı. Açıklama, bir yanılsamadır; bir serap, bir kurgu, teskin eden bir ninnidir. Açıklama, herhangi bir varoluşa sahip değildir. Hatta gerçek adını da söyleyelim: Ödleklerin, va­ roluşun rizikosunun, fütursuzluğunun ve değişkenliğinin yarattığı, o insanın betini benzini attıran korkuya karşı geliştirdikleri bir savunmadır."
Oyun bittiğinde, oyun nasıl biterse bitsin bütün taşlar aynı kutuya konur.