Evrendeki boşlukları anlama çabamız da onları doldurma isteğimizden kaynaklanıyor. Kara deliklerden ölesiye korkmamızın özünde, onları dolduramayacak olmamız mı yatıyor?
Neden istemediklerimi öğrenerek etimden ve ruhumdan söktüm istediklerimi? Neden her sabah aynaya bakıp “Ne güzelsin,” demedim? Neden bir yabancı söylediğinde çok daha değerli oldu bu? Özgüvensiz, yalancı ve korkak biri… Yalnızlıktan ölesiye kaçan… Hiç tek başına tatile çıkmamış, bir lokantaya, sinemaya gitmemiş.
Bizimkilerin ise asla bulmamı istemedikleri o kara ormanın haritasını bizzat kendi elleriyle bana teslim ettiklerinden, tüm hastalıklarını, takıntılarını, bağımlılıklarını, korkularını ve yalanlarını kanıma karıştırdıklarından, sevgi ya da umut barındırdığına inanmadıkları eski dünyanın yangınında mahsur kaldığımdan ve bacaklarıma dolanan dikenli dallardan bir an evvel kurtulup kaçmak istediğimden haberleri yoktu.