“2A Numaralı Koltuktaki Kız”ı okurken kendimi hem bir yolculuğun içinde hem de bir yabancının iç dünyasında kaybolmuş gibi hissettim. Kitabın en sevdiğim yanı, iki kişinin tesadüfen kesişen hayatlarını sade ama sürükleyici bir dille anlatması oldu. Yazar, karakterlerin geçmişlerini yavaş yavaş açarak hem merakımı canlı tuttu hem de onlara gerçekten bağlanmamı sağladı.
Hikâyede beni en çok etkileyen şey, küçük bir karşılaşmanın insanın hayatında ne kadar büyük izler bırakabileceğini göstermesiydi. Bazı yerlerde kendimi karakterlerin sorgulamalarında buldum; özellikle de “ya ben olsaydım?” dediğim çok an oldu. Kitap, akıcı dili sayesinde hızlı okunuyor ama okudukça insanın içinde bir şeyler bırakıyor. Sonu gerçekten güzel bi ters köşe ile bitmiş. Vurucu olmuş, bu sayede kitabın kapağını kapattığınızda bir ''Vaov!'' deyip öyle kapatıyorsunuz.