“Oysa üniversitede asistan olan Maximilian ile kendi halinde bir öğrenci olan Nadia’nın bunlarla ne işi vardı? Onlar birlikte, güzel ve sakin günler yaşayacaklardı. Akademik kariyerlerinde ilerlemek için çalışacaklar, çocuklarını büyütecekler, mutlu olacaklardı.”
“Eve önce Nadia’nın eşyalarını yerleştirdi. Bavulunu açtı, karısının giysilerini ütüleyerek özenle dolaba astı, pabuçlarını yerleştirdi, parfümlerini, kremlerini tuvalet aynasının önüne koydu. O uğursuz baş ağrısı ilacını bile yatağın onun yatacağı tarafındaki komodinin üstüne koydu. Duvarlara tek resimlerini ve düğün fotoğrafları dahil, birlikte çektirdikleri resimleri astı.”
“Bu memlekette, Kürt sorunundan yoksulluğa, hemen her meselede bir görmezden gelme, yok sayma alışkanlığı vardı. Bir muhalif kişi bunlardan söz ederse, sanki sorunları o yaratmış gibi ona öfke duyulurdu. Farklı düşünmek, çok zaman düşman kabul edilmenin nedeni olurdu.”