Bugünden baktığımızda hata olarak gördüğümüz seçimleri
geri dönebilsek yine yapar mıydık? Zamanın, bir cürüm oldu-
ğunu ayan beyan gösterdiği yollara sapar mıydık? Buna ihtimal vermiyorsun sen. Çünkü bugünkü tecrübelerle döneceğiz ya o zamanlara. Bilmek haliyle, bilmek ân'ına.
"Herkese yetecek kadar gözyası, herkese yetecek kadar te-
bessüm," der dururdun. Yapma! Fıtratında göç yazmadığı hâlde göçe kalkışan gafil bir kuşsun, o kadar. Beyaz mermer şehrin kalbindeki kan lekesi üzerine düşen kül rengi küçük kuş kadar yol yorgunusun. Yol yürür. Sen yoldan da yolcudan da yorgunsun.
Bunu yazmak için ne kadar yorgun olmak gerekir? Bunu böyle söylemek için kaç yorgunluktan geçilmiştir? Kaç haberin yalan, kaç habercinin kâzib çıkması lâzım gelmiştir? Ümit nasıl kesilmiş, bütünüyle iptal edilmiştir gelecek? Geçmis zaten geçmiştir. Onca yangınlı şikâyet nasıl böyle dingin bir akşam suyuna verilmiştir? Ve sen. Bir şarkıyı böylesi dinleyebilmek böylesi anlayabilmek için de ne kadar yorgun olmak gerekir?