Birkaç şiir ötede sevişmiştik,
Gözlerinden dudaklarıma inen kızıl perçemlerine yazılmışlığınadır üstelik.
Hatırlar mısın?
Bağrımda içmiştin sevdanın ilk bağbozumu üzümlerini,
Sana dünyanın ne kadar güvenilmez bir yer olduğunu, sen bana öğretemeden önce ilk orada öğretmiştim
Ayrılığın bizi yıkamayacağına ilk orada inandırmıştın bana
Göz göze geldiğimizde içimde yıkılan taş duvarların birkaçı öldü sevgilim
İnsanın içindeki duvar ölür mü?
Öldü işte.
Sen sahte irem bahçelerinde gezedur,
Saçlarının gün doğumları hayalinde bana taze ölümler kuşandırıyor her gece sevdan,
Birkaç yok oluş yakınındayız hasretin,
Sevdan henüz içimde bir at topallayan,
Ne okşatır başını, nede ben vurabilirim onu.
Birkaç şehir ötede savrulmuştuk.
Sigaraların izmaritinden anlarım ne kadar dertle içe çekildiklerinin.
Ve biliyor musun farkındaydım ilk andan beri,
Senin evli gibi değil de, evliliğin kıyısında yürür gibi olduğunun.
Hatırlarsın ağlamaklı sabah inşirahlarından sonraydı ölümüm.
Göğsüme açtığın o deliğe bırak yurdu, bir baraka dahi yapılamıyor artık.
İmar çıkmıyor sevda bakanlığından.
Gerçi dere kenarlarına ev yapmayın derler göz yaşı ırmağının dibine ev mi yapılırmış hiç?
Ey yürek hasadımın hırsızı,
Bunu bana neden yaptın soruşturmalarının ardından,
Birkaç boynu bükük gül dikiyorum yalnızlığımın toprağına.
Açmayacağını bilerek.
İsfahan ARYA