e

Gençliğin Kıymeti
Eski zamanların Heraklit filozofu bir nehirde iki defa yıkanmanın mümkün olmadığını söylerken bunu ne güzel anlatmıştır. Çünkü hayat, tıpkı bir nehrin suyu gibi zaman içinde akıp gitmektedir. O nehirde bir an sizin etrafınızı çevirmiş, yüzünüzü ıslatmış, omzunuzdan göğsünüze doğru akmış olan su, bu süzülmeyi takip eden andan itibaren sizden uzaklaşmıştır. Onu kovalamanıza imkan yoktur. Akan su içinde insan ne ise, zaman içinde de hayat odur.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gençliğin Kıymeti
Çünkü bu yalan dünyada insanlara reva görülen en hazin işkence, geçmiş olan zamanın bir daha geri gelmesine imkan bırakılmamış olmasıdır.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Gençliğin Kıymeti
Bir zamanlar arkadaşım Sait Faik yazdığı güzel bir yazıda çiçeklere bakarak şaşakalıyor; "Bu kapkara topraktan çıkan bu bembeyaz, bu sapsarı, bu mavi, bu kırmızı çiçekler acaba bize toprağın altında gizli olan harikulade bir alemden haber vermek istiyorlar da biz bunun bir türlü farkına varamıyor muyuz dersiniz?" diye soruyordu.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Alıntı
Gençliğin Kıymeti
İnsanların genç olduklarını anlatmak için "ömrünün ilkbaharında" derler. Tabii o ömrün bir de sonbaharı vardır ki, çiçeklenmenin belki sonunun geldiğini anlatmak için öyle demişlerdir.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Alıntı
Misafirliklerimiz
Freney şatosunda otururken kendisine bir tanıdığı gelmiş, birkaç ay misafir kaldıktan sonra gitmiş. Arkasından Voltaire demiş ki: ''Bu adamla Don Kişot arasında şöyle bir fark vardı: Don Kişot her gördüğü hanı şato zannederdi; bu adam da her gördüğü şatoyu han sanıyor."
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı