Sonra çalışınız, durmadan çalışınız. Fakat aynı zamanda eğleniniz de. Mesele yorulmadan çalışmanın sırrını bulmaktadır. Boyuna aynı işi yapmak, aynı çalışmayı aralıksız devam ettirmek insanı yorar. Bir çalışmanın yorgunluğunu başka bir çalışma ile gideriniz. Beynin bir çalışma ile meşgul olan bölümleri arasında boşluklar kalır. O boşlukları başka bir çalışma ile zararlı bir şekilde doldurmak mümkündür. Miladın ilk asrında yaşamış bir düşünürün güzel bir sözü vardır. Kendisine "Kanun kabını, içine yığın yığın ahlak kaideleri doldurarak taşırıyorsun." demişler. O da "Cevaz dolu bir fıçıya kilolarca susam yağı dökülebilir." diye cevap vermiş. İnsan pek değişik şeyleri aynı zamanda yapabilir. Yeter ki, onları birbiri arasındaki boşluklara yerleştirmeyi bilsin.
Fakat bir ruh aliminin dediği gibi: "Bazı kusurlarımızı ara sıra itiraf etmemiz asıl büyük kusurlarımızı saklamak içindir. Eğer bir insan bazı kusurlarını kolayca itiraf ediyorsa diğer bazı kusurlarından bahsetmemeye karar vermiş demektir."
...Hatta ara sıra cesur, gözünü budaktan esirgemeyen adamları da, cesur olduklarını unutarak talihli sanırız. Halbuki onlar elde ettikleri her şeyi cesaretleri sayesinde elde etmişlerdir. Nice insanlar vardır ki, sırf cesaretleri olmadığı, zamanında atılmaktan korktukları için bir şey yapamaz ve kendilerini talihsiz zannederler. Halbuki ne kabiliyeti, ne gayreti, ne bilgisi, ne cesareti, ne de nefsine itimadı olan insanların durdukları yerde bir şey yapmalarına ve dolayısıyla talihli olmalarına imkan var mı?
Adama rastlarsınız; senelerce çalışmış, tuttuğu işte hiçbir başarı gösterememiştir. Böylesinin adı talihsiz olur. Günün birinde bu adam eline bir işporta geçirir. Yavaş yavaş sermayeyi büyütür. Zengin olur. Bu sefer herkes onu "Ne talihli adam!" diye imrenerek seyreder. Halbuki bu adam aslında ne talihsizdir, ne de talihli. Sadece hayatla pençeleşerek kabiliyetini işletmeyi bilmiş bir adamdır.