ISLAK TESELLİ
Sahte bir hıçkırıkla koşup gelen yârim, Şimdi gerçek yaşlarla ıslanıyor her yanım. Bir ıslak burun vardı, dünyaya bedeldi ya, Sensiz dilsiz ve öksüz kaldı bu yalan dünya. ​Islak burnunun sıcaklığı hala tenimde sızı, Sen gittin ya karardı ömrümün yıldızı. O masum teselline bir nefes borçluyum, Şimdi sensiz yollarda, bir hüzün yolcusuyum. #İlkimMK
Duygusal durumlarda ağlayan, karada yaşayan yegâne hayvan biz insanlarız. ...Üzüntü ve gözün tahriş olması sonucu ortaya çıkan gözyaşları üzerinde yapılan kimyasal incelemeler, bu iki farklı durumda gözlerden süzülen sıvı maddelerin içeriğinde farklı proteinler olduğunu ortaya koymuştur. Burada ileri sürülen şey şudur: Duygusal durumlar sonucunda gözlerin yaşarması vücutta strese sebep olan birtakım kimyasallardan kurtulma çabasının sonucudur. Bu da sıkı bir ağlama sonucunda kendimizi neden iyi hissettiğimizi açıklar. Ruh halinde meydana gelen bu olumlu değişim, biyokimyasal bir değişimdir. Bu durumda dostlarını ağlayan kişiyi kucaklayarak teselli edip rahatlatmaya iten ıslak yanaklar, bu atık maddelerden kurtulma mekanizmasının ikinci bir yan ürünü olarak görülebilir.
Reklam
Didem Madak...
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kağıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse göz yaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin allahını bilirim bayım Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmayı Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım! Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Acının ortasında acısız olmayı, Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım. Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan.Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız!
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum…
`Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum...
Şiir
Reklam
Reklam