10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 13:58
Caner ağabeyin kaleminden bir solukta okuduğum güzel bir eser. Yazılarında ve Youtube kanalında anlattığı olayları akıcı bir şekilde yazıya aktarılmış bu eseri okumanızı tavsiye ederim. Dini inancınızı incitmeden olayların nasıl başladığı nasıl devam ettiği ve şu an ne durumda olduğunu anlamak için yazılmış. Caner ağabeyin bir yayınında İslam dini bizim atalarımızın dinine benziyordu da o yüzden Türkler Müslüman oldu fikrini eleştirip madem benziyorsa bir Türk o zaman sen benim dinime geç derdi. Cümle tam olarak böyle olmasa da ana konu buydu. Yıllarca benim de çok sorduğum bir soruydu. Tekrardan okuyan herkese keyifli okumalar dilerim. Kalemine sağlık ağabey varlığın daim olsun…
Üç Kulfu Bir ElhamCaner Kara · Barış Matbaa · 20263 okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2026 29. kitabı
Michael Cook'un yazmış olduğu İslâm Dünyası Tarihi setinin ikinci cildi, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 19. yüzyıla kadar olan dönemi ele alıyor. Her iki kitabın da bölümlere ayrılmış olması ve bölüm başlarında verilen bilgilerle istediğiniz bölümden başlama imkanı çok güzel. Çünkü özellikle ikinci kitapta bazı bölümler okuru oldukça yavaşlatıyor. Çoğu okurda olduğu gibi benim de en çok ilgimi çeken bölüm Osmanlı Devleti'nin asırlara ve çok geniş bir coğrafyaya yayılan hâkimiyetinin anlatıldığı bölüm oldu. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılımın, farklı dinler ve kültürleri bir araya getirmesi kaçınılmaz. O yüzden yazar bu bölümde Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki yapıyı da ayrı bir başlık altında ele alıyor. Özellikle bu kısım için Evliya Çelebi'nin verdiği bilgileri kullanıyor. Kimini yanlış bulsa da genel olarak onun verdiği bilgileri doğru kabul ediyor. İlk kitapta olduğu gibi herhangi bir kronolojik ilerlemeye bağlı kalmak yerine oldukça geniş bir perspektiften yaklaşıyor tarihe. Ben bunun biraz da okuru sıkmamak için böyle yazıldığını düşünüyorum. Bir bakıyorsunuz Hıristiyan Müslüman iletişimi anlatılırken, Yahudi ve inançsız topluluklara da değiniyor ve hayli ilginç bilgiler serpiştiriyor araya. Birçok şeyde olduğu gibi tarih anlatılarında da kimseyi memnun edemezsiniz. Yazar zaten ilk cildin ön sözünde bazı boşlukları kendi bakış açımla doldurdum diye belirtiyor. Bunun dışında olabildiğince farklı açıdan bilgi vermeye çalışmış. Müslümanlar şunu yaptı ama Hıristiyanlar da bunu yaptı gibi. Fakat yabancı okurların yorumlarında Müslümanları yeterince kötülemediğini belirtenler olmuş mesela. Benim için farklı ve keyifli bir okuma oldu. Oldukça kalın olduğu için şimdilik sadece ilgimi çeken bölümlere odaklandım ama mutlaka en baştan tekrar okumayı
İslâm Dünyası Tarihi 2Michael Cook · The Kitap · 202523 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·727 syf.··
2026 52. kitabı
Lâle Müldür’ü daha yakından tanıma fırsatı bulduğum bir söyleşisinde onun şiire ve hayata bakışının eserleriyle ne kadar iç içe olduğunu fark ettim. Çocukluk yıllarında bir pencere kenarında oturup dış dünyayı seyreden, gördüğü bir kuşu, martıyı ya da kediyi kendi iç dünyasında yeniden kurarak şiire dönüştüren bir şairden söz ediyoruz. Yazdığı şiire sonradan müdahale etmeyen, onu tamamladıktan sonra geride bırakan ve yeni şiirlerin peşine düşen bir yaratım anlayışına sahip. Şiiri kimi zaman ruhunu ele geçiren bir varlık gibi tanımlayan Müldür, “Şiir bütün kariyerimin önüne geçmiştir.” sözüyle de şiirin hayatındaki yerini açıkça ortaya koymaktadır. Söyleşide aktardığı yaşam hikâyesi de şiirlerini anlamak açısından oldukça dikkat çekicidir. Robert Koleji’nde matematik ve fen bilimlerinde gösterdiği başarı, fizikçi olma hayali ve babasıyla notları üzerinden yaşadığı inatlaşma, onun karakterindeki sorgulayıcı ve bağımsız yönü göstermektedir. Kendisini bir “ruh gezgini” olarak tanımlayan şair, Roma’ya duyduğu hayranlığı dile getirirken Latin Amerikalıları, Kazakları ve farklı coğrafyaları hiç görmeden şiirlerinde yaşatabilmiştir. Bu yönüyle onun şiiri, mekânları ve zamanları aşan bir hayal gücüne sahiptir. Lale Müldür’ün şiirlerinde fizik, mitoloji, şamanizm, Hristiyanlık, İslam tasavvufu ve birçok kültürel unsur bir arada bulunur. Farklı inançlar, semboller ve düşünce sistemleri onun şiir evreninde birbirine karışarak özgün bir yapı oluşturur. Bu nedenle Müldür’ün şiirleri yalnızca bireysel duyguların değil, aynı zamanda insanlığın ortak kültürel hafızasının da izlerini taşımaktadır. Özellikle Anemon ve Apokalips Amonyak adlı eserlerinde bu mitolojik ve simgesel dünyanın izlerini yoğun bir şekilde görmek mümkündür. Şaman giysilerindeki sembollerin bir inancı, dünya
Apokalips / AmonyakLale Müldür · Yapı Kredi Yayınları · 2020133 okunma
Süper bir kitap
10/10
·600 syf.·
2022 6. kitabı
Aklınızı başınızdan alıp aklınızı önünüzde yürütmeye çalışan bir kitap. Nasıl bir hayat yaşadın ki böyle bir eser ortaya çıkardın diye sormak isterim üstad Ebu'l-Leys Semerkandi ye... Müfessir, muhaddis, fakih, zahid, alim, mütteki, ilmiyle amil, üstad Ebu'l-Leys Semerkandi Hazretlerinin İslam ümmetinin hemen hemen tamamınca tanınan, sevilen ve zevkle okunan Tenbihü'l-Gafilin adlı eseri; hem bir ahlak, hem bir tasavvuf, hem de bir şeriat kitabıdır.
Tenbihü'l GâfilînEbu'l-Leys Semerkandî · Çelik Yayınevi · 2013441 okunma
Harika bir eser
Puan vermedi·324 syf.·
2026 134. kitabı
osmanlı devleti' nin 34. padişahı ve islam aleminin 113. halifesidir. tahtta durduğu süre boyunca izlediği denge politikaları ile meşhurdur. Padişahın hayatından gerçekleşenlerin sesini duyuyorsunuz kitapta. O kadar canlı ve heyecanlı ki sesler. Arkadaş oluyorsunuz kitaptaki kişilerle....
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
10/10
·328 syf.·
2026 3. kitabı
İslam tarihçisi M. Asım Köksal’ın titiz bir araştırma ve tamamen muteber ilk dönem kaynaklarına (Taberî, İbnü'l-Esîr, İbn Kesîr vb.) dayanarak kaleme aldığı "Hazret-i Hüseyin ve Kerbela Faciası", İslam tarihinin en büyük trajedilerinden birini kronolojik, tarafsız ve belgelere dayalı bir şekilde ele alır. Yazar, olayları ajite etmeden, tarihi hakikatleri ön plana çıkararak Ehl-i Beyt sevgisini ve adaleti savunur. 1. Hazret-i Hüseyin’in Şahsiyeti ve Ümmetteki Yeri Kitap, Hz. Hüseyin’in doğumu, çocukluğu ve dedesi Hz. Muhammed (s.a.v.) ile olan derin bağını anlatarak başlar. Peygamber Efendimiz’in onun hakkındaki "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim" gibi hadislerine yer verilerek, Hz. Hüseyin'in Müslümanlar nezdindeki müstesna yeri vurgulanır. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın terbiyesinde yetişen Hz. Hüseyin’in ilmi, takvası, yüksek ahlakı ve haksızlığa boyun eğmeyen karakteri eserin ilerleyen bölümlerindeki duruşunun temelini oluşturur. 2. Kerbela’ya Giden Siyasi Süreç Muâviye b. Ebû Süfyan’ın vefatı ve vasiyeti üzerine oğlu Yezid’in halifelik makamına geçmesi, İslam dünyasında şûra (seçim) sisteminden saltanata geçişin ilk adımı olur. Biat Baskısı: Yezid, hilafetini meşrulaştırmak için Medine Valisi aracılığıyla Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer gibi dönemin en saygın isimlerinden zorla biat almak ister. Biatın Reddi: Hz. Hüseyin, İslam'ın yönetim ilkelerine, liyakate ve adalete aykırı görerek Yezid’e biat etmeyi kesinlikle reddeder ve can güvenliği için Medine’den Mekke’ye geçer. 3. Kûfelilerin Daveti ve Müslim b. Akîl’in Şehadeti Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini duyan Kûfe halkı, ona binlerce mektup göndererek kendisini halife olarak tanımak istediklerini, Kûfe’ye gelirse ona sadakatle bağlanacaklarını bildirirler. Elçi Gönderilmesi: Hz.
1000Kitap
Hazret-i Hüseyin ve Kerbelâ FâciasıM. Asım Köksal · Ketebe Yayınları · 2024209 okunma