• 60 syf.
    ·Puan vermedi
    Sezai Karakoç'un harikulade denemesidir bu.
    Kitap, cevap verdiği ve cevap vermediği alanlar barındırıyor.

    Şunun cevabı yok: faizsiz piyasanın ve de rekabet ortamının oluşturulması, zekatın vergi aracı olarak kullanılması, yani bir "İslam ekonomisi" mümkün müdür? Buna cevap vermemiş.

    Şunun cevabı var: yukarıdaki soru mümkün olsaydı, nasıl bir toplum yapısı ortaya çıkar ve bunun faydaları nasıl olurdu?

    İşte Karakoç, ikinci sorunun cevabını anlatan, yaklaşık altmış sayfalık bir eseri. İktisad benim yabancı olduğum bir alan olduğu için eleştiri yapmam pek de mümkün değil. Lakin deneme gerçekten güzel. Okuyun derim.
  • 216 syf.
    ·1/10
    Merhaba:)Ali şeriatını sanırım aramızda tanımayan yoktur zannimca Başta Felsefe, Sosyoloji, Dinler Tarihi olmak üzere birçok alanda sayıları 300’ü bulan kitap, makale ve konferans metni mevcut.

    Okuduğunu anlamak çok önemli… Acayib bir zamanda yaşıyoruz. Neredeyse hiç okuyan yok, okuyanların bir kısmı da okuduğunu ya anlamıyor veya nisbeti olmadığı için değerlendiremiyor. Sonra ortaya binlerce yanlışa sahib, dine, imana, peygambere açık şekilde hakaret eden bir sosyalistin kitabı “devrimci” eser diye elden ele dolaşıyor. Neyi deviriyor! Dönüp bakan yok!.. Kolu kangren olmuş hastanın, acı çekmesin diye uyuşturularak kolunun kesilmesi gibi, ciğerimiz sökülüyor, kalbimiz alınıyor, kanımız zehirleniyor ama “uyuşmuş” bir şekilde bakınıyoruz.

    Şeriati‘nin, kendine özgü bir “Fars milliyetçiliği” görüşü var. Büyük ölçüde dinle özdeşleşmiş bir “kültürel kimlik” anlamındaki bu milliyetçilik, aynı zamanda “ilerlemeci”belki bilmeyenleriniz vardır.Siilik üzerinden eserleri üzerinden gayet açık görünüyor aslında.Bir sahabeye görüşlerini dayayıp istediği şekilde konuşturup oyle anlatmaya çalışmış.Sosyalist sahabe filan değildir efendim. islamı yaşayan bir sahabe efendimizdir. Beğendiğin müslümanları kendi ideolojine kat beğenmediğine yobaz-gerici kafir de domates mi seçiyorsun pazardan kardeşim?
    Hayırdır ?

    Kendisinin tek eserinden istifade ettim Insanın Dört zindanı onun dışındaki bütün diğer eserleri tehlikeli kanaatimce bütün kitaplarını okumadım ama insan kendini belli eder ya kelimesiyle gayet aleni şekilde okuduklarimda gördüm.
    Düşünceleri oldukça sert ve yanlış ihtilaflı olanlar var hatta Sahabeyi kırama yanlış bir yaklaşım ve hakaretvari ifadeleri var onu geçtim Islama peygambere var buraya hepsini yazmak isterim aslında ama diğer kitaplarından inceleme yazarım.

    INCELEMEYE GELİRSEK

    Şeriati'nin Batı emperyalizmine karşı çıkarken “Ebû Zerr” figürünü öne çıkarması, bünyesinde Sosyalizm’den önemli unsurlar barındıran “eklektik” bir fikir dünyasına sahip olması te en bastan dikkat çekiyor . Zira İslam‘ın, sadece yoksulların haklarını gözeten bir “sistem” olarak öne çıkartılması eksik bir bakış açısının ürünüdür. İslam‘ın elbette helal yollardan elde edilmiş zenginlikle bir meselesi yoktur. Şu kadar ki, zenginler de kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten kaçmamalıdır.Kitapta tersini görüyoruz.Marxtan etkilenip sosyalizmi benimsiyor ve zekâtın olmasına gerek duymuyor.

    Asıl mesele, tarihin ideolojik bir bakış açısıyla okunmasından kaynaklanmakta belki de. Ali Şeriati‘de bu çarpıklığın üstüne bir de İran kültürünün belirleyici unsurlarının tesiri eklenmiş Şiilikle de harmanlamış iyice kafası gitmiş yani.

    Söz gelimi Sahabe‘den Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman ve daha bir çok kimse (r.anhum) hakkında kullandığı ifadeler klasik Şii yaklaşımın Şeriati‘nin düşüncelerine etkisini bariz bir şekilde yansıtmakta yani kitapta görmemek mucize olur herhalde.

    Ali Şeriati, Hazreti Osman’ı Allah Resûlü’nün davasını yıkmakla itham ediyor yani bir çeşit tekfir ediyor kitapta geçiyor buyrun:

    “Ömer de gitti ve Osman, bu yetersiz, ama mukaddes görünüşlü yaşlı adam yönetim işlerinin dizginini ele aldı. İslâm yönetiminin temellerindeki sarsıntı o kadar şiddetli oldu ki Muhammed’in yapısı tümüyle yıkıldı.” 
    (A. Şeriati, Ebuzer, s.18) 

    (Insan bir başına Hz koyar koskoca peygamber sav ne sahabeye ne efendimize sav saygi var askerlik arkadaşı sanki tövbe Yarabbim..)

    Bazı sahabelere ‘kurtçuk’ diyecek kadar alçaldigini görünce bu Şiî adamın Ashaba hakaret dolu sözleri yahu inanın zor dayandım :

    “Takva ve hakikat örneği Ali köşeye çekilmişti, İslâm düşmanları hilafet sistemine yol bulmuş, kurtçuklar gibi İslâm-ı kemiriyorlardı.”
     (A. Şeriati, Ebuzer, s.18)
    Bu ifadeyi görünce zaten çıldırdım ama ısrarla okumaya devam ettim.

    Ölçüyü pratikleştirmeye gerek var mı bilmiyorum ama yine de mesele anlaşılsın diye mahyalaştıralım; Hazreti Osman’a Radıyallahu Anhum “Kâfir diyenin, İslâm düşmanı” diyenin kendisi nasıldır?Siz düşünün .Devam ediyorum alıntılarla mesela;

    “Osman’ın rejimi İslâm’a musallat olunca; (…) İslâm topraklarını baştan sona Osman’a karşı harekete geçirecek bir kıyam” 
    (A. Şeriati, Ebuzer, s.1)

    Ali Şeriati’ye “sosyalist” dememiz bir iddia değil bilakis Şeriati’nin kendi kendini ifade ederken yahut tanımlarken kullandığı bir kimliktir, ideolojidir bence. Hatta sadece kendini değil Sahabe’den Hazreti Ebuzer’i Radıyallahu Anhum bile sosyalist ilan edecek kadar fanatiktir ve hatta diyalektik Materyalizmin öncülerinden ve Komünist Manifesto’nun yazarlarından Karl Marx’la Hazreti Ebuzer’i aynı göstermeye kalkışıyor ki, rezalet dehşet çapta görünce şok üstüne şok yaşadım.Daha kitabın başındayım bide bu kadar ifadenin olması inanın hangi müslüman bunları kabul eder diye düşündüm üstelik okunmadan tanınmadan desteklenmesi çabası cidden hayrete düşürdü tekrardan.Bakin olduğu gibi yazıyorum sayfayı;

    "Ebuzer’in mahrum ve çaresiz sınıf lehine o günün toplumunda yükselttiği çabucak kesilen bu ses, bin yıl sonra yani 18. ve 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan ve kıvılcımları bütün halkların eteğini saran muazzam bir yanardağın ilk kükremesiydi.

    Bu yanardağ şimdilik biraz dinmişse de henüz sönmemiştir ve öyle çabucak da sönmeyecektir. Sonraları büyük Fransız Devrimi’nin ardından farklı ekonomik ekoller şeklinde tüm dünyaya yayılan bu büyük yanardağın ilk kıvılcımları Ebuzer’in yiğit boğazından çıktı. Ne var ki Osman’ın sistemi onu geniş Rebeze çölünde söndürmeyi başardı.

    Aristokratlar ve sermayeciler, mahrumların önderi ve ezilenlerin savunucusu Ebuzer’in ölümüyle, bu sınıfın tehdit edici tehlikesinin sonsuza kadar ortadan kalktığını sanıyorlardı. Ancak son ekonomik devrimler Osman’ın rejiminin mi yoksa Ebuzer’in sosyalizminin mi kazandığını ispatladı.

    Yeni sosyalistler diyorlar ki:

    Dünya sosyalist olmalıdır

    Ki yaşanmaya lâyık olsun

    Yağmacılık, haydutluk, aristokratlık

    Kaybolsun, mahvolsun, yok olsun!

    Biz de bu düşünce tarzını Ebuzer’in bütün hayatında açıkça görüyoruz. Eğer sosyalizmin sloganı: “Herkesten yeteneğine göre ve herkese emeğine göre” ise, biz bunu on üç yüzyıl önce Ebuzer’in yiğitçe mücadelesinde daha görkemli bir şekilde müşahede ediyoruz.” (Ali Şeriati, Ebuzer, s.20)

    Peki dedim ki bu adamın sosyalizm anlayışı nasıl peki bunu yine başka yanında olan kitabindan yazıyorum gayet belli ediyor kendini Ebu zerdeki gibi

    Ali Şeriati diyor ki: “Bu bakımdan, kişisel iş ile üretilememiş olan, Allah’ın yarattığı doğal kaynaklar ve madenlerin genel mülkiyeti vardır. Dolayısıyla mülkiyet yalnızca iş temelinde gerçekleşir ve yalnızca çalışan insanlar mülkiyete hak kazanırlar. Bu nedenle, esasen, işin hizmete sokulması için sermaye üzerine mülkiyet olmasının bir anlamı yoktur. Mülkiyet bu şekilde, insanın kendi kazandığı üzerindeki hakkı anlamına gelmektedir. Şu halde mülkiyet sahibi işçidir.” 
    (A. Şeriati, İslâm Ekonomisi, s.143)

    Kuru akıl belasına mübtelâ olununca ne tutunacak dal kalıyor ne de bir fikir. Kendi kendini iflas ettiriyor haliyle.Fanatikliği o kadar fazla ki, Ehli Sünnet’in bayraktarlığını yapmış milletlere de saldırmaktan geri durmamis hıc

    NETİCE OLARAK:

    Haram tecrübe edilerek öğrenilmez ve pisliğe gerekli zırh giyinilmeden girilmez. Bâtıl’ın içinden bile hakikati süzüp almada usûl var Usûl bilgisi olmadan vara yoğa her esere el atılmaz. Her toprağa her istenilen ekilmediği gibi, her tohum da her toprakta fidelenmez, büyümez, meyve vermez. Mesele şu: Ali Şeriati’nin eserlerinden ilim öğrenilmez, dini anlamda sağlıklı bilgi devşirilemez ve onun öğrettikleri ile değil “devrimci kimlik” insan olarak, Müslüman olarak bile kalınmaz.kendisini tekfir ettiğim felan yok şii mümin değildir asla demiyorum ama Nihayetinde Ali Şeriati’ye ilim açısından hoşgörü ile bakmak Allah Resûlüne buğzetmeye, sahabeye hakarete razı olmak demektir. Abarttığımı düşünenler kendilerine şu soruyu yöneltsinler: Ali Şeriati Hazreti Peygamberde sahabede “kusur” aramaya kalkar ve “bulduğunu zannedip” bunu anlatırken yüreğiniz sızlamıyor mu? Ali Şeriati sahabeye hakaret eder ve aşağılarken sizi Sahabenin tarafında değil de Ali Şeriati’nin tarafında tutan nefsinizi neden hesaba çekmiyor, kendinizi şöyle bir sorgulamıyorsunuz? Bunları yaptığınız an emin olun mesele hallolacaktır.Bir de müslüman kesim bu adamı yerlere göklere çıkartıyor anlamak mümkün değil.
    Ha unutmadan ülkemizde örneği olan onun yolundan gidende var kim bunlar ?Tabiki kimler olacak ?Benimki de soru kusura bakmayin buyrun ;

    "Üstad Ali Şerîatî , Allah ona gani gani rahmet eylesin… Bizler de onun talebesi sayılırız…""
     (Mustafa İslamoğlu, http://www.youtube.com/watch?v=cT8UjO2uiEY)

    Yaşar Nuri Özturkte aynı fikirlerde Ebu zer diye kitabı var hatta taklit etmiş kelime oyunları yapmış eserinde ama söyledikleri aynı şeyler Ali şeriatını hep örnek göstermiş zaten...

    Ali Bulacta bir ara mevdudi Seyyid Kutup ve Ali şeriatını bir kategoriye sokup değerlendirdi.Onu da unutmayalım.

    Son olarak Şiilikle ilgili şunu söylerim fanatikligini yapanlarla ilgili ayrıca ;

    Şiilik, İslam dinini bir ‘Aile Dini’ne dönüştürme çabasından başka bir şey değildir. Şiilik esasında tutarlı bir hareket de değildir. Matem, acı ve öfke üzerine bina edilmiştir. Kaynakları, orijinden uzak olarak kendi inanışlarına göre kurgulanmıştır.

    EBU ZER GIFARI(radyallahu anhum)Icin Okumanızı tavsiye ederim.

    http://www.sonpeygamber.info/ebu-zer-el-gifari

    https://youtu.be/zi39LXwqZ4o

    BU KITABI OKUMAYIN OKURSANIZ DA FARKEDEREK OKUYUN ILMI OLMAYAN OKUMASIN NACİZANE TAVSIYEM..
    Iyi okumalar:)
  • Eğer İslam gerçekten Islam'da israf,,lüks, haddinden fazla harcama haram ise;İslâm ekonomisi öyle esaslar üzerine oturtmalı ki adamın israf edebileceği kapı kalmasın.
  • - "... Kapitalizmde devlet, komünizmde kişi adeta piyasadan kovulmuşken, İslâm ekonomisi piyasasına, İslâm prensipleri, devlet ve kişiler, tam bir uyum halinde katılmaktadır.
    Öyleyse bir piyasada arz ve talebin karşılaşmasında, kapitalist piyasada olduğu gibi sadece kişilerin egoist duyguları, kendine yontumlu fayda çıkarları yani, homoekonomikus zekâ oyunları değil, din devlet ve kişi isteklerinin bir bileşkesi hüküm sürmektedir... Görülüyor ki, bu yapı, ne kapitalistik bir yapıdır ne de komünistik, ne herhangi bir marksist, ne premarksist ne prekapitalistik bir yapıdır, olduğu gibi İslâm yapısıdır bu.
    Bu sistem ağır sanayi ekonomisine de uygulanabileceğinden prekapitalizm iddiası; bir klan için değil, en ileri medeniyet, cemiyet ve devlet hayatlarında da gerçekleşmiş bulunmasından dolayı da premarksizm iddiası çürümektedir..."