İSLAM’DA ŞİDDET: İSLAM’DA KUR’AN AYETLERİNİ YORUMLAMANIN CEZASI
Ebu Abdirrahman (Ali’den) naklediyor: Şam’da Yezid b. Ebî Süfyan’ın da aralarında bulunduğu bir grup içki içmiş ve “İçki bize helaldir” demişlerdi. Bu konuda Maide Suresi 93. âyetini kendilerince yorumlayarak delil getirmişlerdi. Ali, durumu Halife Ömer’e mektupla bildirdi. Halife Ömer de ona şu cevabı yazdı: “Onlar sana yönelik herhangi bir fitne çıkarmadan önce onları bana gönder.” Grup Halife Ömer’in huzuruna getirilince, Ömer Müslümanlarla istişare ederek onlara verilecek cezayı müzakere etti. Müslümanlar şöyle dediler: “Ey Mü’minlerin Emîri! Bunlar Allah adına yalan söylemiş, dinde Allah’ın izin vermediği yeni bir hüküm ortaya koymuşlardır. Bu sebeple boyunlarının vurulmasını uygun görüyoruz.” Ali o esnada sessizce dinliyordu. Halife Ömer ona dönerek: “Ey Ebu’l-Hasan! Sen bu konuda ne dersin?” diye sordu. Ali şöyle cevap verdi: “Ben, onları önce içki içtiklerinden dolayı tövbeye davet etmeni uygun görüyorum. Eğer tövbe ederlerse kendilerine seksen değnek vurursun. Tövbe etmezlerse o zaman boyunlarını vurursun. Çünkü onlar Allah adına yalan söylemiş ve dinde Allah’ın izin vermediği bir hüküm koymuşlardır.” Halife Ömer onların tövbe etmelerini isteyince, grup tövbe etti. Bunun üzerine onlara seksen değnek (kamçı) cezası uygulandı. (Kaynak: İbn Ebi Şeybe-Musannef-Hadis No: 2900)
İSLAM’DA ŞİDDET: AĞAÇLA BİRLİKTE YAKILAN ADAM
Kasım b. Abdirrahmân naklediyor: Muhammed bir müfreze gönderdi. Askerler bir adamı yakalamak isteyince adam ağaca çıktı. Bunun üzerine onlar da ağacı yaktılar. Muhammed’e gelip olayı kendisine anlattıklarında, Muhammed’in yüzünün rengi değişti ve: "Ben Allah'ın azabıyla azab etmek için gönderilmedim. Ben boyunları vurmak, birliği sağlamlaştırmak için gönderildim” buyurdu. (İbn Ebi şeybe-Musannef-Hadis No:33817) Askerler bir adamı yakalamak için harekete geçiyor. Adam can havliyle bir ağaca tırmanıyor. Onlar da merhametsizce ağacı ateşe veriyorlar ve adamı ağaçla birlikte diri diri yakıyorlar. Bu, yavaş yavaş, acı içinde yanarak ölmek demek: ciğerleri dumanla doluyor, eti kavruluyor, kemikleri çıtırdıyor. Tam bir işkence, tam bir vahşet. Burada asıl skandal Muhammed’in tepkisi! Muhammed’in tepkisi ne oluyor? “Merhamet edin, adamı öldürmeyin” demiyor. “Kim size can alma hakkı verdi?” diye öfkelenmiyor. “Bu vahşeti nasıl yaparsınız?” diye lanetlemiyor. Muhammed, adamın yakılmasına itiraz ederken, adamın öldürülmesine değil! O, “Ateşle cezalandırmak sadece benim tanrım Allah’a mahsustur” diyor. Yani “Bu işi Allah cehennemde yapıyor, siz yapmayın. Ben zaten onun boynunu vuracaktım” mesajı veriyor. Yani sistem, korku üzerine kuruludur. Korkuyla yönetilen bir toplumda ise gerçek refah olmaz, kalıcı huzur olmaz, samimi barış olmaz. İnsanlar ya korkudan susar ya da korkudan birbirini ezer. Bu nedenle, bu anlayışla Müslümanların huzur ve kardeşlik içinde yaşaması mümkün değildir. Temelinde şiddet ve tehdit olan bir din, ancak korku ve boyun eğmeyle ayakta durabilir. Ancak nereye kadar?
İnsan ve Toplum
Reklam
İSLAM’DA ŞİDDET: ERKEĞE HAK, KADINA HAKSIZLIK
Bekr anlatıyor: Bir kadın kendi kölesiyle evlendi. Ona neden böyle yaptığı sorulduğunda ise: ‘’Yüce Allah ‘Yahut da sahip olduğunuz ile yetinin’ (Nisa 3) buyurmuyor mu? Bu köle de benim sahip
İSLAM’DA ŞİDDET: GEMİ GİBİ KÖLE SEFİNE
Sefine derki; benim ismim Kays idi ancak şu olayla peygamber ismimi Sefine (gemi) yaptı. Bir gün ashabıyla yolculuk yapıyorlardı. Yükleri onlara ağır gelmişti. Resulullah bana “yük taşıma torbanı
İSLAM’DA ŞİDDET: VAY KÖLE VE CARİYENİN HALİNE VAY!
Ebu Hanife ile dönemin alimlerinden İbni Ebî Leylâ, Halife Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un meclisinde bir araya gelirler. Halife, satılan maldaki kusurlar, özellikle satılan cariye ve kölelerdeki kusurlar hakkında münazara etmelerini emreder. İbni Ebî Leylâ’nın görüşüne göre satıcı, alıcıya kusurun yerini göstermedikçe sorumluluktan kurtulamaz. Bunun üzerine İmam Ebû Hanife söz alarak şöyle der: “Peki, bir kimse güzel bir cariye satsa ve kusuru avret yerinde ise, satıcının bu yeri açıp müşteriye göstermesi mi gerekir? Yine farz edelim ki halifenin hanımlarından biri, cinsel organının başında alacalı bir leke bulunan Habeşli bir kölesini satsa; bu durumda halifenin hanımı, kölenin avret yerini açıp müşteriye göstermesi mi gerekir?” Bu sözlerle İbni Ebî Leylâ’yı susturan Ebû Hanife, halifenin gülmesine sebep olur. Kimse, ne demek kadın ve köle satılsın demiyor; satılırken onlarda kusur varsa alıcı-satıcı arasında yaşanan sorunlardan bahsediyorlar. Zavallı köle ve cariye, İslam’a göre bazen bu gibi kusurlar için mahkeme kapılarına da düşebilirler. Yani köle ve cariyeler için işler kolay değil. Kaynak: Serahsi, Mebsut c. 30/133
Reklam
Reklam