İnsan ne yaparsa yapsın, hangi yolu seçerse seçsin, hangi kararı verirse versin, aklı hep diğerinde kalacaktır. Böyle olunca da yaşamdan asla tat alamayacaktır. O yüzdendir ki yaşamının değerini bilemeyecek, aklı hep diğer seçeneklerde kalacaktır. Halbuki bi bilse asıl olan içinde bulunduğu hayattır...
insan her zaman biraz eksik kalacaktır ya seçtikleri ile ya da seçmedikleri ile. Bence yaşamın gerçek güzelliği ve hakikiliği burada ortaya çıkmaktadır.
Sade dil duru bir anlatım ile yazar okuyucuyu düşüncelere daldırıp hikayede kaybediyor ve okuyucunun kendisini bulmasına yardımcı oluyor. Harika bir eser.
Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Daha çok çalışmış, sevmeyi daha iyi becermiş paramızı daha iyi idare etmiş, daha popüler biri olmuş, edinemediğimiz arkadaşlara, yapamadığımız işlere, evlenemediğimiz insanlara, yapmadığımız çocuklara özlem duymak kolay. Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay. Ama esas olan yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz. O hayatlar yaşanıyor, evet, ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız. Her yere gidip herkesle tanışamayız, istediğimiz her mesleği yapamayız, her türlü sporu yapamayız müzikten zevk almak için bütün müzikleri dinlemeye gerek yok. Sevgi ve gülmek, korku ve acı, bu hayattaki en geçer akçeler. Gözümüzü kapayıp önümüzdeki içeceğin tadını çıkarmak ve çalan müziği dinlemek yeterli. Şuanda olası bütün hayatlarda yaşadığımız kadar eksiksiz ve tam bir hayat yaşıyoruz, aynı türden duyguları burada da deneyimleyebiliriz. Olmamız gereken tek bir kişi var. Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var. Herşey olabilmemiz için