Bu; benim de kestiremediğim, akla sığmayan, normal hayatta var olmadığı halde yüzde yüz olabilecek, hatta belki şu anda bile aklın sıraladığı bütün kanıtlara rağmen, alay olsun diye, karşıma kaçınılmaz, korkunç, iğrenç, şiddet dolu bir nesne halinde dikilecek şeyi düşünüyor; acı, dehşet verici bir korku duyuyordum. Bu korku, genellikle, aklın söylediklerini dinlemez, gittikçe artardı. Ondan sonra zihnim daha keskin bir açıklıkla işlemeye başlardı; bununla beraber bu duygulara karşı koyma yeteneğini bütünüyle yitirirdi akıl. Bu halden doğan aklın faydasızlığı bir çelişki doğurur, acı bir bekleyiş ürküntümü artırırdı. Ölülerden korkan insanların duydukları sıkıntı böyle olsa gerek. Fakat benimkinde tehlikenin ne olduğunun gizli kalması bu azabı daha da şiddetlendirirdi.