Aklımda "Post-Üstinsan" gibi bir tasfir var. Yani dayatmasız bir anlam yaratıcılığı mümkün mü? Spritüel guru, şeyh, sistem kurucusu gibi kimliklerin oluşturduğu “aydınlanma endüstrisi” yerine hiçliği yaşayan ama pazarlamayan birey figürü...
Bir konu hakkındaki şimdiye kadar öğrendiğin, öğretilen, gerek okullardan, kitaplardan, otoritelerden, insanlardan aldığın bilgiler, gerekse içinde bulunmak istediğin entelektüel yapının değer olarak atfettiği bütün düşünce ve yaklaşımlar, iyiye ve kötüye dair kriterleri yukarıda saydığım ve etkileşimde olduğumuz bir çok alan, öğretmenler, öğretmenimin sevdiği filmin yönetmeni ve o yönetmenin hayata bakışı yada sevdiği bir kitap, yada bunlara dair bize iletilmiş olan düşünceler ile bizden başka bir biz yaratmaya çalışarak, şuan yapmakta olduğun şeyin veya anlatmak istediğin şeyin veya iyiye ve kötüye dair şeylerin omurgasını oluştururlar.
Peki bunların dışında kendisi olarak bir insan olaylara nasıl bakabilir?