Aliya'nın modern bilime getirdiği eleştiri, şu cümlelerinde iyiden iyiye belirginleşmektedir :
"Engizisyoncular insanın ruhunu kurtarmak üzere bedenini yaktıklarını iddia ediyorlardı. Modern engizitörler ise tam tersine beden için ruhu yakıyorlar."
İnsanın ürettikleriyle değil şahsiyetiyle (fıtrat) insan olma vasfını devam ettirebileceğini ve en mükemmel insani üretimin bile asla insani bir özellik kazanamayacağını vurgular.
Sovyet şairi A. Voznesenski'nin şu sözleriyle destekler görüşlerini : " Nazari olarak müstakbel bilgisayarlar insanın yaptığı her şeyi yapabilecektir. Sadece iki istisnası vardır : Dindar olamayacak ve şiir yapamayacaklar."
Onun toplum gibi dikkate aldığı bir başka güçlü irade daha vardı; o da yaratıcının Mutlak İradesidir. Yaşadığı bütün zalimane tutumlara karşı sabır ve cesaretin kaynağı O'ydu. Çünkü o "Allah yoksa özgürlük de yok" diyebilecek kadar inanan ve ancak bu şekilde insanın hakiki özgürlüğe kavuşacağını düşünen biridir. Tıpkı A. De Tocqueville (1805-1856) gibi "özgürlük demek keyfilik değildir" der fakat buna ontolojik bir sorumluluk da katar. "Sorumluluk hissetmeyen özgürlük, insanı nihilizme ve anarşizme götürür."