Hadiye öztürk, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okuyor

Arzunun akılla el ele vereceği gün hepimiz isteklerimize değil, aklımıza hizmet edeceğiz; çünkü aklımız başımızdayken manasız bir şey isteyerek kendimize bile bile fenalık yapmamıza imkan yoktur.

Yeraltından Notlar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 30)Yeraltından Notlar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 30)
RAMAZAN ÖZKUL, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor

Mevsim Normalleri
Biz karpuz kabuklarının ihanet yeteneğinden medet bekleriz.Sonra da geçen yaz günleri için hayıflanıp ömrümüzün bize daha kaç kışı rüşvet vereceğinin hesabını yaparız hayatın hep bizim amigomuz olmasını isteyerek.

Muhayyel Dergisi Sayı:1, Kolektif (Sayfa 69)Muhayyel Dergisi Sayı:1, Kolektif (Sayfa 69)
Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
Dün 12:17

Aziz Nesin'in Mektubu...
“Sevgili oğlum, biliyorsun, ben bir yoksul aile çocuğuydum.
Bu yüzden istediğim, sevdiğim bir işin adamı olamadım.
Ben bir bilgin olmak isterdim. Matematikte ve fizikte ve
bütün doğabilimlerde olağanüstü bir yeteneğim vardı.
Ama ne yapayım ki, parasız okuyabilmek uğruna asker oldum.
Üstelik iyi bir asker oldum. Askerlikten de çok şeyler öğrendim.
Sonunda yazar oldum, isteyerek yazar oldum.
Ama doğrusu, başka bişey olamadığım için yazar olmak zorunda kaldım.
Sonuç kötü olmadı. Ama hâlâ aklım fikrim bilimde…
İşte bu yüzden senin bir bilimci olmanı coşkuyla karşılıyorum.
Bir baba bencilliğidir bu: Babalar, kendi olmak isteyip de olamadıklarını,
oğulları olsun isterler. Üstelik, ben senin bilimci olman için de
hiçbir çaba göstermedim. Sen kendiliğinden bu yolu seçtin, ne iyi!”

Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları - Canım Oğlum Canım Babacığım, Aziz Nesin (Çatalca 24 Eylül 1976)Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları - Canım Oğlum Canım Babacığım, Aziz Nesin (Çatalca 24 Eylül 1976)
Leylâ (çalıkuşu) Özişçi, Elif'i inceledi.
Dün 03:33 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Şunu önce belirtmeliyim ki bu güzel kitabı hediye eden benim için kıymetli ve değerli arkadaşıma "ÇAVUŞUMA" çok teşekkür ederim. Onunla bir daha görüşür muyuz bilmem ama onun bana hediye ettiği güzel kitaplarla hatırlayacamm..

Sloganım; "bizde seni seviyorum denmez kitap hediye edilir" bol bol kitap hediye eden arkadaşlarınızın olması dileği ile..!

Paulo'yu "Elif" ile tanıdım. Iyi ki tanıdım da bu kitapta beni çeken bir paragraf oldu o da şudur: "Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var" dedim ona
"İnsanlık kadar eski olan bu hareket iki vücudun kavusmasindan çok daha fazlasını ifade eder"
Sarılmanın anlamı şudur: sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlıyorum, kendimi yuvada hissediyorum, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek her sarıldığımız da ömrümüzün bir gün uzadigina inanıyoruz lütfen bana kocaman sarıl" oldu. Sarılmak çok kıymetli benim için ve ancak bu kadar güzel ifade edilebilir.
Kitapta ara ara başa döndüm bazı yerlerde olayı anlamadim. Ama yinede tadi damağımda kaldı.
Bu kitabı elimde gören herkes neden adı ELİF diye aslında çok haklılar. Bir Türk ismi olmasina rağmen hiç ülkemize ilgi bir veri bulmadım. Kitabın Türkiye ile alakası olmadığını görmek bir hayal kırıklığıydı. Hilal bir Türk kızı. Ancak bu karakter Türk olmasa da olurdu diyebiliriz. Çünkü Türk olmak ile ilgili hiçbir özellik barındırmazken, tam aksi şeyler mevcut.
Kitap cidden çok güzel idi.
Kitapta denildiği gibi hayat bir istasyon değil bir trendir. O yüzden bu kitapta hep bir ilerleme mevcuttu.
Tavsiye eder miyim. TABİKİ DE EVETTTT
KITAPLA KALIN SEVGILI 1K AILESI

Biraz uzun ama okumaya değer :)
Hayat karşınıza ahlakın ve aklın en canlı örneklerini, erdemli ve ağırbaşlı, ölçülü davranmayı ilke edinen, sanki ahlâklı ve ölçülü de yaşanabileceğini kanıtlamak isteyerek, çevrelerine ışık saçan bilge kişiler çıkarabilir. Sonrası, belli. Böylesi gösteriş düşkünleri yaşamlarının sonlarına doğru, birden sendelerler ve bir çam gibi yığılıverirler. Şimdi sorarım size, böylesi tuhaf özellikleri olan insandan ne beklenebilir? Önüne dünya nimetlerinin hepsini serin, mutluluk okyanusuna başı kaybolana kadar, hatta suyun üstüne su kabarcıkları çıkana kadar gömün ve çalışmaya gereksinmesi olmayacak kadar da zenginlik sağlayın. Ballı yağlı börekleri yesin yesin yatsım; bir de insan soyunun tükenmemesine çalışsın. Böyle olsa bile, insan yalnızca nankörlüğü yüzünden akla gelmedik haltları karıştırır. Ballı böreklerini bile gözü görmez, küstahlığıyla rezaletler çıkarır. Ağırbaşlılıktan sıkılır, düşlerinin, hayallerinin peşinden koşarak ekonomik rahatını teper ve sonu bilinmez serüvenlere atılmak için akla hayale gelmez düşlerinden, en bayağı aptallığından sıyrılmaya bir türlü razı olamaz. Bunun tek sebebi, bu gibi kişilerin kendilerin bir piyano tuşu değil de insan olduklarını kanıtlamak isteğidir.( Sanki buna ihtiyaçları varmış gibi! ) Gerçi, bu piyanonun tuşlarını kullanan da doğa yasalarıdır fakat bu piyano, çalışı sırasında, kimse çizelge dışı istekler beslemeyecektir. Ayrıca, o kişiye doğa bilimleri ve matematik yoluyla gerçekten bir piyano tuşu olduğu kanıtlansa bile, akıllanmaz, yine yalnızca benim dediğim olacak diye yeni haltlar yer. Eğer bunu yapmaya gücü yetmezse, bu kez ortalığı kasıp kavuran fırtınalar, çeşit çeşit trajediler uydurur ve istediğini bu yoldan elde etmeye çalışır. Dünyanın dört bir yanına lânetler savurur. Lânet yağdırmak yalnızca insana özgü olduğu için, - ki bu insanı öteki canlılardan ayıran önemli bir unsurdur- belki de bu lânetlerin verdiği güçle amacına ulaşır. Böylece bir piyano tuşu değil de insan olduğuna inanır.

Yeraltından Notlar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 35)Yeraltından Notlar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 35)

Ve dünyada ölmek isteyerek yaşamak, inan bana yaşıyor olmayı tercih edebileceğin kadar zor.

Leylâ (çalıkuşu) Özişçi, bir alıntı ekledi.
Dün 00:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sarılmak ne güzel eylem..!
"Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var" dedim ona
"İnsanlık kadar eski olan bu hareket iki vücudun kavusmasindan çok daha fazlasını ifade eder"
Sarılmanın anlamı şudur: sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlıyorum, kendimi yuvada hissediyorum, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek her sarıldığımız da ömrümüzün bir gün uzadığına inanıyoruz. Lütfen şimdi bana sarıl. Hemde kocaman sarıl..!
Başımı göğsüne dayadımm..

Elif, Paulo Coelho (Sayfa 163 - Can Yayınları)Elif, Paulo Coelho (Sayfa 163 - Can Yayınları)
Haziran Senfonisi, bir alıntı ekledi.
22 May 21:07

''İnsan hiçbir şeydir ya da, her halükarda, az bir şeydir. Ama her şey olmayı isteyerek, tevazu noksanlığından kendini mahvetmiştir; şimdi de artık duramamaktadır.''

Ezeli Mağlup, Emil Michel Cioran (Sayfa 73)Ezeli Mağlup, Emil Michel Cioran (Sayfa 73)
Berra Nisa GENÇ, bir alıntı ekledi.
22 May 17:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir insan nasıl isteyerek kendini yavaş yavaş öldürür?

Sınav Kazandıran 4 Yöntem, Eftal Orhan (Sayfa 161 - Hayat Yayıncılık)Sınav Kazandıran 4 Yöntem, Eftal Orhan (Sayfa 161 - Hayat Yayıncılık)

Çocuklardan Tanrı'ya mektuplar
3-9 yaş çocuklardan Tanrı'ya mektup yazmaları istenmiş. İşte çocukların dünyasından Tanrı'larına yazılan mektuplar.

Ellen, 3 yaşında: Sevgili Tanrı, bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N'olur söyle ona bir daha öyle yapmasın.

Norman, 4 yaşında: Sevgili Tanrı, zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?

Sylvia, 5 yaşında: Sevgili Tanrım, oğlanlar kızlardan daha mı üstün? Bilmiyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.

Nan, 5 yaşında: Tanrıcım, üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.

Eric, 5 yaşında: Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi sayıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. Seni seven Eric. (Not: Noel Babanın olmadığını biliyorum.)

Jane, 6 yaşında: Sevgili Tanrım, insanların ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?

Larry, 6 yaşında: Tanrım, İncil'de neden hiç karının adı geçmiyor? Yoksa İncil'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz.

Michelle, 6 yaşında: Sevgili Tanrım, eğer Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.

Harriet Ann, 6 yaşında: Sevgili Tanrı, sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor; eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.

Jodie, 6.5 yaşında: Sevgili Tanrı, sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.

J.B. , 7 yaşında: Sevgili Tanrım, ne diye bu kadar insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?

Audre, 8 yaşında: Tanrım, insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.

Mark, 8 yaşında: Sevgili Tanrı, eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?