Artık yaptığım, gerçeklik duygusundan olabildiğince uzağa kaçabilmekti. Bunun yolu: Rüyalara sığınmak.
Rüyalarımın katagorisini belirleyebilmenin bir ilacı yoktu. Boş mideyle yatınca beynim de, asayiş berkamel diye şarteli indirip kendisini uykusuna vuruyordu. Bu şekildeki uyku çoğunlukla yüzeysel ve anlamsız rüyalar demekti. Tıka basa dolu midenin " Ben bu haldeyken kimseye huzur yok" nidalarıyla, tüm organlardaki karmaşa haline bir çözüm getiremeyen beynimin bana tepkisi sert kabuslarla olurdu. Dram tarzı, eskilerimi yaşabildiğim katagoriyi bulmam, sadece bir kaç lokma atıştırmaktan geçtiğini farketmem epey zamanımı aldı diyebilirim. Düşünebiliyor musun? Bir insan en fazla kaç yılını, uyandığında tekrar uykuya geçebilmenin hayalini kurarak yaşayabilir?