Eğer uzun zaman katlandığımız acının sonucu daha üstün bir haz olursa, o zaman birçok acıları hazlardan daha üstün tutarız. Böylece her haz, kendi tabiatı gereğince bir iyi'dir, ama her haz erişilmesine uğraşmıya değmez; nasıl ki, bunun aksine olarak, her acı bir kötüdür, ama bunun için mutlaka kaçınılması gerekmez. Bize düşen, faydalı ile zararlıyı tartarak ve ayırdederek daima her şeyin değerini tam olarak vermektir; çünkü bazan iyiyi kötüymüş gibi, kötüyü de iyiymiş gibi kullanırız.
Felsefe
Aslında ne yapıyor ne ediyorsak hepsi acı çekmemek ve korkuya uğramamak içindir. Bu duruma bir kere eriştik mi artık ruhumuzdaki bütün fırtınalar diner; çünkü canlı varlık artık ne kendinde eksik olanı, ne de beden ve ruhun rahatını tam bir hale getirecek başka bir şeyi aramak zorundadır. Çünkü hazza karşı, onu ancak acı ile özlersek istek duyarız; yok eğer bu acıyı duymıyacak olursak o zaman hazzın da yokluğunu duymayız. Bu sebeple şunu iddia ederim ki haz, mutlu bir hayatın başı ve sonudur. O bizim en başta gelen ve doğuştan bizim olan iyiliktir. Neyi seçmemiz, neden kaçınmamız gerektiğini bize gösteren odur, karşımıza çıkan bütün iyiliklerin değerlerini kestirebilmek için duyumlarımızı ölçü olarak kullandığımız zaman, onun ölçeğiyle sonuca varırız. İşte o bizim her şeyin üstündeki, tabiattan gelme iyi'miz olduğu içindir ki öyle rasgele her çeşit hazza atılmamalıyız, aksine, kendilerinden aynı derecede büyük sıkıntı gelmesi tehlikesi olanlarla karşılaşırsak onlardan kaçınmalıyız.
Felsefe
Bir yol
Bilmem sizde de böyle midir, yolculuk benim üzerimde daima iyi ve unutturucu bir tesir yapar. Izdıraplarımızın, üzüntülerimizin mekanla yahut hayatımızın tabii muhutiyle sıkı bir alakası olsa gerek. Bir muharririn dediği gibi, falan yerde en kesif şiddetinde olan bir acı iki yüz kilometre daha ötede ve başka insanlar içinde biraz daha hafif ve daha kabil-i tahammül oluyor. Bununla beraber acıdan acıya fark eder ve benimki acıların en büyüğü, evlat acısiydi, üstelikte yağmur yağıyordu.
Sayfa 76 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
Eğer insan sevgi ayarını iyi yapamazsa kalp, ilk alaka duyduğu şeye sonsuz sevgi veriyor. Çünkü insanda sevginin de nefretini de sınırı yoktur. Kişi bir şeyi telef oluncaya kadar sevebilir. Kalbini kullanma kılavuzuna göre kullanmayan insan ise çok acı çeker ve stresli olur.
Acı çekmenin erdem, acımasızlığın erdem, aldatmanın erdem, intikamın erdem, aklın inkârının erdem, buna karşın mutluluğun tehlike, öğrenme arzusunun tehlike, barışın tehlike, acımanın tehlike, merhamet görmenin küfür, çalışmanın küfür, çılgınlığın tanrısallık, değişimin ahlaksızlık ve yozlaşma belirtisi olarak kabul edildiği dönemler! - Siz şimdi bütün bunların değiştiğini, bu nedenle insanoğlunun da karakterini değiştirdiğini mi sanıyorsunuz? Ah, siz insan sarrafları, kendinizi daha iyi tanıyın!
Sayfa 28·Kitabı okuyor