• Çocuklara sevdirebilecegimiz iki çok güzel dini bayramımız var
    Ramazan ve Kurban
    Bizde de kabahat var
    Bayramlarda çocuklarımızla evlerimizi süslesek, hazırlıklar yapsak, imkânı olanlar hem kendi çocuklarına hem de ihtiyaç sahiplerinin çocuklarına hediyeler verse
    Bayramları bir kutlama, din kardeşlerimizle bir sevgi köprüsü olarak geçirsek böyle olmaz.
    Mesela ben bayramlarda kendi dükkanımın camlarını ışıklandırıp "Iyi bayramlar' yazıyorum
    Süslüyorum
    Işıl ışıl oluyor
    Noel'de yapmam
    Noel benim bayramım değil
    Elbette ülkemde Hristiyan tebası vardır, onlar kutlasınlar kendi bayramlarını güvenle.
    Ama ben doğru bulmuyorum Müslümanların kutlama yapmasını
    Tabii bu olgunluğa ermek zamanımı aldı
    Yakın geçmişe kadar zaten bunlar umurumda değildi
    Bilinçli değildim çünkü
    Farkında bile degildik uğradığımız mutasyonun
    Bayramlara yakın işyerime şeker çukulata koymaya başladım
    Gelen müşterilerime ikram ediyorum.
    Çocuklara veriyorum
    Kız cocuklarina süslü püslü tokalar hediye ediyorum.
    Geçen oğlum bana dedi ki "Anne Hristiyanlarda Noel baba varmış herkese hediyeler veriyormuş." Bizde de Hızır Aleyhisselam var oğlum dedim. O da insanların yardımcısıdır. Ve o gerçek.
    İster istemez o ışıltı cezbediyor cocuklarımızı ve gençlerimizi
    Bizler karanlığı sunmak zorunda degiliz ki herzaman
    Hiçbirzaman kendi değerlerimize sahip çıkmayı beceremedik.
    Kendi bayramlarımızı tüm dünyaya sevdirebilir, özendirebilir, merak ettirebilirdik
    Onun yerine onların Noel bayramlarını çocuklarımıza sevdirdik.
  • Kur'an ve Sünneti beğenmeyip Modernistlerin Hindistan'da uydurduğu Kur'âniyyûn hareketinin Türkiye versiyonu olan Mealizm dinine mensup kişilerden bugüne kadar tesbit edebildiğim bazı akıl almaz fetvaları kaydettim.
    Yeni fetvalarına şahid oldukça ekleyeceğim, zira liste çok uzayacak gibi görünüyor...
    1. 'Peygamber de bizim gibi bir insandı' diyorlar.
    Bektâşi gibi, ayetten, "De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım..." kısmını okuyor;
    "...Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor..." kısmını okumuyorlar! (Fussilet 6)
    Yoksa siz de mi vahiy alıyorsunuz ey Mealistler?!
    2. 'Hayvanlarla ilişkiye girilmesini engelleyen bir ayet yok' diyorlar.
    Halbuki Kur’an, “...O (Resul) onlara iyiliği emreder, onları kötülükten nehyeder, onlara iyi ve temiz olan şeyleri HELAL, kötü ve pis olan şeyleri de HARAM KILAR...” buyuruyor. (A’raf 157)
    3. 'Gaz çıkarmak abdesti bozmaz' diyorlar! Kur’an’da yazmıyormuş!
    Oysa Resulullah aleyhisselatü vesselam yellenme ile alakalı şöyle buyurdu:
    “Biriniz karnında bir şey hisseder de ondan bir şey çıkıp çıkmadığını kestiremezse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten/namazdan çıkmasın.” (Müslim, Hayz, 99 (362) / Buhari, Vudû, 4, 36)
    4. 'Çocuklarımızı sünnet ettirmemizi emreden bir ayet yok' diyorlar.
    Oysa Allah, “Peygamber size NE VERİRSE onu alın, o sizi neden men ederse ondan sakının.” diye ikaz ediyor. (Haşr 7)
    Usaym b. Kelib'in babasından, onun da dedesinden naklettiği rivâyete göre, dedesi demiş ki:
    "Peygamberimiz (aleyhisselatü vesselam)'a geldim ve İslamiyeti kabul ettim. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdular:
    “Kendinden küfrün kıllarını at ve sünnet ol." (Ahmed İbn Hanbel III, 415; Ebu Davud, Tahare, 129)
    5. 'Zekat emri kırkta bir değildir!' diyerek zekat vermiyorlar. Bunun yerine küçük miktarda sadakalarla Allah'ı kandırdıklarını sanıyorlar.
    Oysa, "Allah'ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır." buyuran Kur'an, ‘Peygamberim ne kadar vermenizi söylerse, o kadar vereceksiniz’ diye ikaz ediyor. (Ahzâb 21)
    6. 'Sigara içmek orucu bozmaz, ayet göster' diyorlar.
    7. 'Çıplak kızlarla dans etmek helaldir, yasaklayan ayet yok' diyorlar.
    Bilakis Kur'an, "Mü’min erkeklere söyle, GÖZLERİNİ HARAMDAN SAKINSINLAR, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır." buyuruyor. (Nur 30)
    Bunlar Kur'ân'ı nasıl okuyor?
    8. 'Kızlarla el sıkışıp medeni olarak öpüşmemizi engelleyen bir ayet yok' diyorlar.
    Ama Kur'an, "Zinaya YAKLAŞMAYIN. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur." diye uyarıyor. (İsrâ 32)
    9. 'Ters ilişki helaldir' diyorlar.
    - Yâhu Resûlullah (aleyhisselatü vesselam), 'yapan mel'undur' buyurmadı mı?
    - 'Çıkk! Ben Peygambere inanmam, ayet göster!' diyor.
    10. Mucizelerin tamamını inkar ediyorlar.
    Oysa Kur'an, "Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve 'süregelen bir sihirdir' derler." buyuruyor. (Kamer 1-2)
    O gün, müşrikler nasıl mucizeleri inkar ettilerse, bugün Mealistler de öyle inkar ediyor!
    11. Cuma namazlarına gitmiyorlar! Vakit namazlarına gitmiyorlar!
    “Peygambere uyarak şirk koşan bir cemaatin içinde ve müşrik bir imamın arkasında namaz kılınmaz” diyorlar.
    12. Bayram namazı kılmıyor, Cenaze merasimlerine gidiyor ama namaz için safa durmuyorlar! Eski sosyalistler gibi öylece yakınlarının tabutuna bakıyorlar.
    Kur’an’da olmadığı için şirk namazıymış bunlar!
    Peygamberimiz ve yüz bin sahabesi şirk işlemiş(!)
    13. ‘Flört haram değildir’ diyorlar. Evlenme niyeti olduktan sonra istediğin kadar gez, eğlen serbestmiş! Sen yeter ki niyetini düzgün tut(!)
    Özellikle zengin çocuklarının, bu yeni Mealizm mezhebini benimsemelerine şaşırmamalı...
    14. ‘Domuz eti yemek helaldir’ diyorlar!
    Yahudi ve Hristiyanların kestikleri yenilir ayetinden yola çıkarak, “onlar en çok domuz kestiklerine göre domuz da bize helaldir!” diyorlar.
    Oysa Kur’an, “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı...” buyurarak, domuzun bu ümmete haramlığını tescilliyor.
    15. Ramazan’da Teravih namazı kılmıyorlar!
    Mealistlere göre teravih namazını Hazreti Ömer uydurmuş! Peki son Peygamberin kıldıkları neydi?! (sallallahü aleyhi ve sellem)
    16. Ramazan ve Kurban bayramlarını -Kur’an’da yazmadığı gerekçesiyle- kutlamıyorlar!
    Bayramlar geleneksel bir şeymiş! Dinde yeri yokmuş, sonradan uydurulmuşmuş...
    Hz.Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Medine'ye geldiğinde, Medinelilerin iki (bayram) günleri vardı. O günlerde oynayıp eğlenirlerdi.
    "Bu iki gün(ün mana ve mahiyeti) nedir?" diye sordu.
    "Biz cahiliye devrinde bu günlerde eğlenirdik!" dediler. Aleyhissalatu vesselam:
    "Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban bayramı, Fıtır (Ramazan) bayramı" buyurdu..." (Ebu Davud, Salat 245, (1134); Nesai, Iydeyn 1, (3, 179)
    17. Kelime-i Şehadet söylemenin şirk olduğunu söylüyorlar!
    Mealcilere göre, müslüman olmanın şartı olan şehadet, bir şirk aracı! Peygamberimize düşman oldukları için, Allah adının yanına Muhammed isminin bulunmasına tahammül edemiyorlar.
    Oysa Allah, Kur’an’daki yüzlerce ayetinde, “Allah ve Resulü...” diye söze başlıyor.
    Şu halde, Allah bize, kendisine şirk koşmamızı mı emretmiş oluyor?!
    Şu ayete bakın ki, Allah Teala, Resule itaat etmeyeneleri, ‘kafirler’ olarak tanımlıyor:
    “(Ve yine) de ki: “Allah’a ve Rasule itaat edin; eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran 32)
    18. Eski insanların uzun yaşadığını inkar ediyorlar! Nuh aleyhisselam'ın 950 yıl yaşadığı yalanmış!
    Halbuki Kur'an şöyle buyurur:
    "Andolsun ki biz, Nuh'u kendi kavmine gönderdik de, O, dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümleri­ni sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. Fakat biz, O'nu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık." (Ankebut 14-15)
    19. Kâbe puttur! Kâbe’yi tavaf etmek şirktir diyorlar!
    “ Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.” (Hacc 29)
    Allah, burada Kâbe’yi tavaf etsinler diyor. Allah, bize şirk koşmamızı mı emrediyor!
    “Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.” (Hacc 26)
    Bu ayette ise, Kâbe’yi tavaf edenleri namaz kılan, rüku ve secde edenlerle beraber evine misafir gelenler olarak betimliyor...
    20. “Kadınlar, hayızlı günlerinde namaz da kılar, oruç da tutarlar” diyor Mealistler!
    Oysa; Bir kadın Hz.Âişe’ye sordu: “Hayızlı kadının hayızdan temizlendikten sonra hayız zamanında kılamadığı namazları kaza etmesi gerekir mi?” Hz.Âişe şöyle cevap verir: “Sen Haruriyye misin (Haricilerden misin?) Biz Peygamberin (aleyhisselatü vesselam) yanında hayız âdetini görürdük, sonra temizlenince guslederdik. Peygamber, namazı kaza etmemizi bize emretmezdi.” (İbni Mâce, Taharet: 119)
    21. “Abdestsiz de Kur’an’a dokunulabilir”, “Hayızlı kadın da Kur’an’a dokunabilir” diyorlar.
    Oysa Allah Teala: "Ona (Kur'ân'a) tam olarak temizlenmiş olanlardan başkası el süremez" buyurur. (Vâkıa 79)
    Oysa Resulullah aleyhisselatü vesselam şöyle buyurmuştur: "İddetli kadın ve cünüp olan, Kur'ân'dan hiç bir şey okuyamaz." (Tirmizî, Tahâre, 98; İbn Mâce, Tahâre, 105)
    22. Yahudilerin ve Hristiyanların da cennete gideceğini söylüyorlar!
    Mealciliğin bir Vatikan projesi olduğunun belki en önemli delili bu fetvalarıdır. İslam’a ve son Peygambere inanmalarına gerek yokmuş kurtulmaları için!
    Oysa Allah, Kur’an’da onlar hakkında şöyle buyurur:
    “Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli (Yahudi ve Hristiyanlar) ile Allah'a ortak koşanlar (putperestler), içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.” (Beyyine 6)
    23. ‘Peygamberin helal kılma ya da haram kılma yetkisi yoktur’ diyorlar!
    Oysa Allah şöyle buyurur:
    “...Allah’ın ve RESULÜ’NÜN HARAM KILDIĞINI haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.” (Tevbe 29)
    Allah’a din öğretenlere yazıklar olsun!
    24. ‘Kandil kutlamak şirktir’ diyorlar lakin Yılbaşını kutluyorlar!
    Oysa Resulullah aleyhisselam buyurdu:
    “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o, onlardandır.” (Ebu Davud
  • Tanıklık yapar mı şimdi o yatak
    Ne bileyim perde işte, halı, yastık, karyola
    Sır verir mi evlerin karanlık köşeleri
    Konuşur mu duvarlar, ahır içleri
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...

    "Sus" diyordu "sus"
    Üstümde ağır gövde, çırpınan iki bacak
    Öyle cılız, öyle güçsüz, öyle zavallı
    Tükenmiş nefes nefes, "sus" diyordu "sus"
    "Yol olanın yolcuları çok olur."

    Ne bayramlar sevincimin sabahı
    Ne bir hayal yarınlara hevesli
    Ne ilk aşk hatırası kalbimin bir yerinde
    Ne çocuk oldum, ne genç kız
    Hiçbir şeydim hiçbir şeyin içinde
    Bir babanın altında bir cesettim bay hakim
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...

    Suna Aras
  • İyi bayramlar herkese ️ .
    Bayramınız mübarek olsun arkadaşlar.
    Bayramın ilk gününü bir yorum girerek değerlendirmek istedim.
    Agatha Chrıstıe kendi tarzında baya popüler olan bir yazarımız.
    Bazı kitapları var ki bilmeyen yok.
    Ben D&R indiriminde karşılaştım bu kitapla.
    Kalemini bilmediğim için de bir şans vermek istedim.
    İyi ki de vermişim diyorum.
    Gizem çözmeye bayılıyorum bu kitapta bunu karşıladı.
    Gwenda yeni evli bir kadın.
    İngiltere’ye taşınmaları gerekiyor.
    Ve kadın kocasından önce gidip evi tutup işleri hallediyor.
    Evi ilk tuttuğunda kendisini çok mutlu hisseder.
    Ta ki ev de gariplikler oluşmaya başlayıncaya kadar.
    Bu gariplikler evin tadilat kısmında başladı fakat Gwenda çok dikkat etmemişti.
    Ama sonra evde bulduğu şeyler onu korkutur ve kuzeninin yanına gider.
    Miss Marple’inde şahit olduğu olay karşısında Gwenda’ya yardım etmeye karar verdi ve olay burda başlıyor.
    Gerilim korku ve gizem arıyorsanız bu kitap hepsini karşılıyor.
    Herkese iyi okumalar .
  • 372 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitap, yazarın türlü türlü alanlarda görev yapmış/yor olan kişilerle(psikolog, çocuk psikiyatristi, çocuk şube müdürlüğü, öğretim üyeleri, avukat, psikolojik danışman ve rehber) görüşmelerinden/röportajlardan derlenmiş, çoğunlukla soru cevap şeklindeki konuşmalardan ve yaşanmış olaylardan oluşmaktadır. Kitabın ana teması "ensest"tir. Kitabın içeriğine hakim olabilmek için "ensest" kavramının anlamı tam olarak bilinmelidir. Ensestin aynı kapıya çıkmış olduğu birçok tanımı vardır. Genel anlamda ensest, birinci dereceden akrabalar(baba,anne,teyze,dayı,hala,amca)tarafından yapılan taciz-tecavüz olaylarının toplu ismidir.
    Ensest bir hastalık mıdır? Sorusu kafa karıştıran sorulardan biridir. Hayır, ensest bir hastalık değildir. Zihniyet, cinsel/kişilik bozukluğu ve suçtur diyebiliriz. Bir şeyi hastalık olarak nitelendirdiğimiz de kişiyi hastaneye yatırır durumun olabilirliğini ve normalliğini varsayarız. Hâliyle bunun hukuki bir cezası olmaz. Fakat ensest bir hastalık değil suçtur,tedavisi de yoktur ve bu yüzden hukuki anlamda ensesti yapan kişi ceza alır. Çocuklara yapılan taciz-tecavüz olaylarının hastalık boyutundaki asıl ismine "pedofil" denilmekte. Pedofilin ensestten farkı çok küçük yaşlardaki bütün çocuklara yönelik bir eylem olmasıdır yani ensest gibi aile içindeki çocuklarla sınırlı değildir. Pedofillik bir suç değil hastalıktır ve bunun tedavisi de bulunmaktadır.

    Özellikle açıklama kısmına geniş yer vermek istedim çünkü ensest kavramının anlamı toplum/birey tarafından yeterince bilinmemektedir. Ve bu yüzden gereken tepki verilmemekte, ne yapılması üzerinde durulmamaktadır. Insanlar bu konuda neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Bilmedikleri ve bilinçlendirilmedikleri için bunun önüne geçemiyorlar. Onca çocuğun hayatı bir anda kayıyor..Kimler yüzünden? Baba,abi dayı ve amca dedikleri kişiler yüzünden..Çok garip değil mi çocuğun ailesi, çocuğun kendisini en güvende hissetmesi gereken yer olması gerekiyorken en tehlikeli yer konumunda.
    Tabi annelerin bilinçsizliği hiç göz ardı edilmemeli ..Çocuğu doğurmak, yedirip içirip, okula göndermekle vazifelerini yerine getirdiklerini düşünüyorlar..Ama sadece düşünüyorlar . Annenin en büyük görevi çocuğunu koruyup kollamak ve ona güven vermektir. Bu kitap bana birçok konuda farkındalık kazandırdı. Aslında çoğu defa kitaptaki yaşanmış ensest olaylarını okurken dayanamayıp bir daha okumayacağım diye kitabı kapattım. Ama sonra okumam ve gerçeklerle yüzleşmem gerektiğini düşündüm. Ki hepimizin yüzleşip görmesi ve her ne kadar baba ve abi olmuş olsada susulmaması gerektiği bilincine varılmalı. Ne yazık ki bu konu ülkemizde bir magazin haberi veya siyasi-politik haber kadar önem görmemektedir. Küçük kız çocukları babaları, abileri tarafından taciz-tecavüza maruz kalmakta ki bunların geneli şiddet boyutunda ama biz ülkece susuyoruz.. Ya küçük kız çocuğu 12-15 yaşında iken kendi kardeşini doğuruyor ve biz yine ülkece susuyoruz! Hep susuyoruz..Her şeye sustuğumuz gibi.Tabi lafa gelince herkes namus bekçiliği yapar ya icraat?
    •Çocuğun babası kız çocuğuna cinsel istismarda bulunuyor, anne bunu görmesine rağmen susuyor ve kızını da susturuyor .Neden mi? Aman kızım evimizin dirlik beraberliği bozulmasın, baban hapse görmesin..
    Eveeet kızın hayatı mahvolsun, psikolojisi bozulsun bunları da geçtim 9 yaşındaki küçük çocuk "kadın" oluyor ama baba ceza almasın çok iyi (!)
    •Yine bir kız çocuğu babası tarafından ensest görüyor, anne bilip görüyor fakat kocasını değil küçücük çocuğu suçluyor neymiş kızı kocasını baştan çıkarmış çünkü kızını kendine rakip görüyor.
    •Kız çocuğu abisi tarafından istismara uğruyor, anne "dayan kızım bir şey olmaz abindir" deyip olayın üstünü örtüyor. Çünkü o erkek çocuk daha kıymetli ve her şeyi yapabilir..Güç iktidar onda. Aslında ataerkil toplumun oluşumunda bi o kadar anne ve babanın da payı fazla ..
    •Çocuk anneye babası (dedesi, abisi ) tarafından enseste uğradığını söylüyor ama anne inanmıyor ve kızını yalan söylüyor diye susturuyor. Niye ? Çünkü babanın böyle bir şey yapacağına inanmıyor, inanmak istemiyor. Aslında anne inansa ve kızına destekçi olsa belki bir şeyler için hâlen geç olmamış olacak.
    •Kızına ensest uygulayan baba mahkemede diyor ki "Hâkim bey bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?(s:31)" yani utanmadan evet benim kızım, benim malım ben istediğim gibi kullanırım.
    ....
    Işte zihniyet bu zihniyet..içler acısı değil mi?
    Tabi enseste maruz kalan erkek çocuklar da yok değil fakat sayı olarak kız çocuğu daha fazla istismar edilmekte çünkü kız çocuğunu korkutmak ve susturmak daha kolay..o zayıf o güçsüz.
    Bu konuda özellikle en fazla paya sahip olan taraf "anneler". Bilinçli anne şart!
    Anneler, çocukları ile yakından ilgilenmeli, özel bölgelerini anlatmalı, vücuduna kendi izni olmadan kimsenin dokunamayacağıni, öpemeyeceğini öğretmeli, çocuklarının cinsellik konusundaki merakını bastırmamalı ayıp diye susturmamalı aksine merakını giderecek uygun cevaplar vermeli ve çocuklarının rehber öğretmeni ile sürekli irtibat halinde olmalı.
    Annenin bilinçli olması ve çocuğunun arkasında olması çok önemli.
    Ve lütfen şuan ki anne ve babalar veyahut geleceğin anne ve babaları olarak bizler susmayalım ve çocuklarımızı susturmayalım şayet varsa bir suç herkes bedelini ödemeli ister baba olsun ister abi.
    Annenin yanı sıra kamu görevlilerine de sorumluluk düşmektedir. Kamu görevlileri istismarı bilip yetkili makamlara(Çocuk polisi vb.) bildirmezler ise hukuki anlamda ceza almaktadırlar.


    Yazar ve şair Suna Aras' ın etkisinden çıkamadığı bir ensest vakası(babanın kızına uyguladığı) üzerine yazdığı şiiri paylaşıp incelemeye son vereceğim.incelemeyi sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.


    Tanıklık yapar mı şimdi o yatak
    Ne bileyim perde işte, halı, yastık, karyola
    Sır verir mi evlerin karanlık köşeleri
    Konuşur mu duvarlar, ahır içleri
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime ...

    "sus" diyordu "sus"
    Üstümde ağır gövde, çırpınan iki bacak
    Öyle cılız, öyle güçsüz, öyle zavallı
    Tükenmiş nefes nefes, "sus" diyordu "sus"
    "Yol olanın yolcuları çok olur."

    Ne bayramlar sevincimin sabahı
    Ne bir hayal yarınlara hevesli
    Ne ilk aşk hatırası kalbimin bir yerinde
    Ne çocuk oldum, ne genç kız
    Hiçbir şeydim hiçbir şeyin içinde
    Bir babanın altında bir cekettim bay hâkim
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...
    (Suna Aras)