• Tanıklık yapar mı şimdi o yatak
    Ne bileyim perde işte, halı, yastık, karyola
    Sır verir mi evlerin karanlık köşeleri
    Konuşur mu duvarlar, ahır içleri
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...

    "Sus" diyordu "sus"
    Üstümde ağır gövde, çırpınan iki bacak
    Öyle cılız, öyle güçsüz, öyle zavallı
    Tükenmiş nefes nefes, "sus" diyordu "sus"
    "Yol olanın yolcuları çok olur."

    Ne bayramlar sevincimin sabahı
    Ne bir hayal yarınlara hevesli
    Ne ilk aşk hatırası kalbimin bir yerinde
    Ne çocuk oldum, ne genç kız
    Hiçbir şeydim hiçbir şeyin içinde
    Bir babanın altında bir cesettim bay hakim
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...

    Suna Aras
  • İyi bayramlar herkese ️ .
    Bayramınız mübarek olsun arkadaşlar.
    Bayramın ilk gününü bir yorum girerek değerlendirmek istedim.
    Agatha Chrıstıe kendi tarzında baya popüler olan bir yazarımız.
    Bazı kitapları var ki bilmeyen yok.
    Ben D&R indiriminde karşılaştım bu kitapla.
    Kalemini bilmediğim için de bir şans vermek istedim.
    İyi ki de vermişim diyorum.
    Gizem çözmeye bayılıyorum bu kitapta bunu karşıladı.
    Gwenda yeni evli bir kadın.
    İngiltere’ye taşınmaları gerekiyor.
    Ve kadın kocasından önce gidip evi tutup işleri hallediyor.
    Evi ilk tuttuğunda kendisini çok mutlu hisseder.
    Ta ki ev de gariplikler oluşmaya başlayıncaya kadar.
    Bu gariplikler evin tadilat kısmında başladı fakat Gwenda çok dikkat etmemişti.
    Ama sonra evde bulduğu şeyler onu korkutur ve kuzeninin yanına gider.
    Miss Marple’inde şahit olduğu olay karşısında Gwenda’ya yardım etmeye karar verdi ve olay burda başlıyor.
    Gerilim korku ve gizem arıyorsanız bu kitap hepsini karşılıyor.
    Herkese iyi okumalar .
  • İyi Bayramlar :)
  • Tanıklık yapar mı şimdi o yatak
    Ne bileyim perde işte, halı, yastık, karyola
    Sır verir mi evlerin karanlık köşeleri
    Konuşur mu duvarlar, ahır içleri
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...

    "Sus" diyordu "sus"
    Üstümde ağır gövde, çırpınan iki bacak
    Öyle cılız, öyle güçsüz, öyle zavallı
    Tükenmiş nefes nefes, "sus" diyordu "sus"
    "Yol olanın yolcuları çok olur."

    Ne bayramlar sevincimin sabahı
    Ne bir hayal yarınlara hevesli
    Ne ilk aşk hatırası kalbimin bir yerinde
    Ne çocuk oldum, ne genç kız
    Hiçbir şeydim hiçbir şeyin içinde
    Bir babanın altında bir cesettim bay hâkim
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...

    Suna Aras
    Büşra Sanay
    Sayfa 181 - DK Yayınevi
  • Kitap, yazarın türlü türlü alanlarda görev yapmış/yor olan kişilerle(psikolog, çocuk psikiyatristi, çocuk şube müdürlüğü, öğretim üyeleri, avukat, psikolojik danışman ve rehber) görüşmelerinden/röportajlardan derlenmiş, çoğunlukla soru cevap şeklindeki konuşmalardan ve yaşanmış olaylardan oluşmaktadır. Kitabın ana teması "ensest"tir. Kitabın içeriğine hakim olabilmek için "ensest" kavramının anlamı tam olarak bilinmelidir. Ensestin aynı kapıya çıkmış olduğu birçok tanımı vardır. Genel anlamda ensest, birinci dereceden akrabalar(baba,anne,teyze,dayı,hala,amca)tarafından yapılan taciz-tecavüz olaylarının toplu ismidir.
    Ensest bir hastalık mıdır? Sorusu kafa karıştıran sorulardan biridir. Hayır, ensest bir hastalık değildir. Zihniyet, cinsel/kişilik bozukluğu ve suçtur diyebiliriz. Bir şeyi hastalık olarak nitelendirdiğimiz de kişiyi hastaneye yatırır durumun olabilirliğini ve normalliğini varsayarız. Hâliyle bunun hukuki bir cezası olmaz. Fakat ensest bir hastalık değil suçtur,tedavisi de yoktur ve bu yüzden hukuki anlamda ensesti yapan kişi ceza alır. Çocuklara yapılan taciz-tecavüz olaylarının hastalık boyutundaki asıl ismine "pedofil" denilmekte. Pedofilin ensestten farkı çok küçük yaşlardaki bütün çocuklara yönelik bir eylem olmasıdır yani ensest gibi aile içindeki çocuklarla sınırlı değildir. Pedofillik bir suç değil hastalıktır ve bunun tedavisi de bulunmaktadır.

    Özellikle açıklama kısmına geniş yer vermek istedim çünkü ensest kavramının anlamı toplum/birey tarafından yeterince bilinmemektedir. Ve bu yüzden gereken tepki verilmemekte, ne yapılması üzerinde durulmamaktadır. Insanlar bu konuda neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Bilmedikleri ve bilinçlendirilmedikleri için bunun önüne geçemiyorlar. Onca çocuğun hayatı bir anda kayıyor..Kimler yüzünden? Baba,abi dayı ve amca dedikleri kişiler yüzünden..Çok garip değil mi çocuğun ailesi, çocuğun kendisini en güvende hissetmesi gereken yer olması gerekiyorken en tehlikeli yer konumunda.
    Tabi annelerin bilinçsizliği hiç göz ardı edilmemeli ..Çocuğu doğurmak, yedirip içirip, okula göndermekle vazifelerini yerine getirdiklerini düşünüyorlar..Ama sadece düşünüyorlar . Annenin en büyük görevi çocuğunu koruyup kollamak ve ona güven vermektir. Bu kitap bana birçok konuda farkındalık kazandırdı. Aslında çoğu defa kitaptaki yaşanmış ensest olaylarını okurken dayanamayıp bir daha okumayacağım diye kitabı kapattım. Ama sonra okumam ve gerçeklerle yüzleşmem gerektiğini düşündüm. Ki hepimizin yüzleşip görmesi ve her ne kadar baba ve abi olmuş olsada susulmaması gerektiği bilincine varılmalı. Ne yazık ki bu konu ülkemizde bir magazin haberi veya siyasi-politik haber kadar önem görmemektedir. Küçük kız çocukları babaları, abileri tarafından taciz-tecavüza maruz kalmakta ki bunların geneli şiddet boyutunda ama biz ülkece susuyoruz.. Ya küçük kız çocuğu 12-15 yaşında iken kendi kardeşini doğuruyor ve biz yine ülkece susuyoruz! Hep susuyoruz..Her şeye sustuğumuz gibi.Tabi lafa gelince herkes namus bekçiliği yapar ya icraat?
    •Çocuğun babası kız çocuğuna cinsel istismarda bulunuyor, anne bunu görmesine rağmen susuyor ve kızını da susturuyor .Neden mi? Aman kızım evimizin dirlik beraberliği bozulmasın, baban hapse görmesin..
    Eveeet kızın hayatı mahvolsun, psikolojisi bozulsun bunları da geçtim 9 yaşındaki küçük çocuk "kadın" oluyor ama baba ceza almasın çok iyi (!)
    •Yine bir kız çocuğu babası tarafından ensest görüyor, anne bilip görüyor fakat kocasını değil küçücük çocuğu suçluyor neymiş kızı kocasını baştan çıkarmış çünkü kızını kendine rakip görüyor.
    •Kız çocuğu abisi tarafından istismara uğruyor, anne "dayan kızım bir şey olmaz abindir" deyip olayın üstünü örtüyor. Çünkü o erkek çocuk daha kıymetli ve her şeyi yapabilir..Güç iktidar onda. Aslında ataerkil toplumun oluşumunda bi o kadar anne ve babanın da payı fazla ..
    •Çocuk anneye babası (dedesi, abisi ) tarafından enseste uğradığını söylüyor ama anne inanmıyor ve kızını yalan söylüyor diye susturuyor. Niye ? Çünkü babanın böyle bir şey yapacağına inanmıyor, inanmak istemiyor. Aslında anne inansa ve kızına destekçi olsa belki bir şeyler için hâlen geç olmamış olacak.
    •Kızına ensest uygulayan baba mahkemede diyor ki "Hâkim bey bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?(s:31)" yani utanmadan evet benim kızım, benim malım ben istediğim gibi kullanırım.
    ....
    Işte zihniyet bu zihniyet..içler acısı değil mi?
    Tabi enseste maruz kalan erkek çocuklar da yok değil fakat sayı olarak kız çocuğu daha fazla istismar edilmekte çünkü kız çocuğunu korkutmak ve susturmak daha kolay..o zayıf o güçsüz.
    Bu konuda özellikle en fazla paya sahip olan taraf "anneler". Bilinçli anne şart!
    Anneler, çocukları ile yakından ilgilenmeli, özel bölgelerini anlatmalı, vücuduna kendi izni olmadan kimsenin dokunamayacağıni, öpemeyeceğini öğretmeli, çocuklarının cinsellik konusundaki merakını bastırmamalı ayıp diye susturmamalı aksine merakını giderecek uygun cevaplar vermeli ve çocuklarının rehber öğretmeni ile sürekli irtibat halinde olmalı.
    Annenin bilinçli olması ve çocuğunun arkasında olması çok önemli.
    Ve lütfen şuan ki anne ve babalar veyahut geleceğin anne ve babaları olarak bizler susmayalım ve çocuklarımızı susturmayalım şayet varsa bir suç herkes bedelini ödemeli ister baba olsun ister abi.
    Annenin yanı sıra kamu görevlilerine de sorumluluk düşmektedir. Kamu görevlileri istismarı bilip yetkili makamlara(Çocuk polisi vb.) bildirmezler ise hukuki anlamda ceza almaktadırlar.


    Yazar ve şair Suna Aras' ın etkisinden çıkamadığı bir ensest vakası(babanın kızına uyguladığı) üzerine yazdığı şiiri paylaşıp incelemeye son vereceğim.incelemeyi sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.


    Tanıklık yapar mı şimdi o yatak
    Ne bileyim perde işte, halı, yastık, karyola
    Sır verir mi evlerin karanlık köşeleri
    Konuşur mu duvarlar, ahır içleri
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime ...

    "sus" diyordu "sus"
    Üstümde ağır gövde, çırpınan iki bacak
    Öyle cılız, öyle güçsüz, öyle zavallı
    Tükenmiş nefes nefes, "sus" diyordu "sus"
    "Yol olanın yolcuları çok olur."

    Ne bayramlar sevincimin sabahı
    Ne bir hayal yarınlara hevesli
    Ne ilk aşk hatırası kalbimin bir yerinde
    Ne çocuk oldum, ne genç kız
    Hiçbir şeydim hiçbir şeyin içinde
    Bir babanın altında bir cekettim bay hâkim
    Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...
    (Suna Aras)
  • Onu atmosferimize (suyumuza) alıştırdığımız gün bayramlar edeceğiz. Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan birisi yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini birer birer söküp atacak...
    Bir kere suyumuza alışmayagörsün. Onu canavar haline getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağız.”
    Sait Faik Abasıyanık
    Sayfa 87 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Dülger Balığının Ölümü
  • https://youtu.be/7g4TeTiG52Y "BIRAKMA BENİ "

    "Size iyi bayramlar dilemeye geldik.

    Ve bu bayramlarda soruyoruz size,

    Bizim neden hiç bayramımız, süslemelerimiz olmuyor.

    Ey dünya...

    Benim topraklarım yakıldı.

    Benim topraklarımın özgürlüğü çalındı.

    Gökyüzümüz hayâl kuruyor.

    Günlere soruyor:

    Güzel güneş, kuşların kanat çırpışları nerede?

    Ey dünya...

    Benim topraklarım yakıldı.

    Benim topraklarımın özgürlüğü çalındı.

    Benim toprağım küçük. Benim gibi, küçük.

    Ona barışı geri verin.

    Bize çocukluğumuzu geri verin.

    Bize çocukluğumuzu geri verin.

    Bize çocukluğumuzu geri verin.

    Bize barışı, barışı geri verin."