İçimin daraldığını bu aralar daha da hissetmeye başladım. Gece ile birlikte bu istemsiz duygular yüreğime oturuyor ve kalkmak bilmiyor. Ben davet etmiyorum. Nezaketen kalk da diyemiyorum. Demek de içimden gelmiyor zaten. Duyguda olsa sevdiği yere gitmek için davet beklemiyor demek ki diye düşünüyorum. Aslında bazen seviyorum da gelmesini yalnız kalıp iki laf etme imkanı buluyorum. Sohbeti de sarıyor. Aklımdan geçirdiklerimi bir bir anlatıyorum, serde veriyorum sırda veriyorum. Ne olacak sanki deyip umrumda da olmuyor. Hiç ne olacak sanki diye ardını düşünmeden paldır küldür konuşmamıştım. Kendi içi olunca insan hiç acımıyormuş. Gelişine gelişine, ardı arkasına bakmadan saydırıyormuş keşkekelerini. Beni korkutan ve tek umrumda olan her şeye karşı hissizleşiyor oluşumu görmem. Hissizleştikçe insan kaçacak, yalnız kalacak yerler arıyor. Kendi içiyle konuşmayı başarmak karar vermende en büyük katkıyı mı sağlıyor ? Ve kararlarını sağlıklı hale mi getiriyor? Hissizleşmem acaba olgunlaşmam mı? Cevaplara henüz geçmedik. Sonra yeniden hüzünleniyorum kimse içim ve odamdaki kitaplar kadar kucak açmadılar bana. Doyasıya sarıp sarmalamadılar. Ama ben, içim ve kitaplarımı sarıp sarmalıyorum. Bana onlar kafi geliyor. O yüzden vicdanen rahat olarak bugün de uyku moduna geçiyorum. İyi geceler :)
01:30 3 Haziran 2026
İYİ GECELER BÜYÜSÜNE HAZIR MISINIZ? | Elma Cadısı Petronella - Uyku Büyüsü
Herkese merhaba sevgili anneler, babalar ve kitap kurdu miniklerin ebeveynleri!
Bugün size, bizim evde akşam rutinimizin