Birçokları, kendilerine ilâhî lûtuf olan ıztırabı değerlendirmeyip varlıklarından iterek kendisine el uzattıkları fâni hazlarla zehirlendiler. Geçici tatminler onları boğdu, yine de onlar kendi katillerini kendilerinde arayacak yerde dışarıda aradılar. Mutlaktan ve sonsuzluktan yüz çevirmek için cemiyetin süsleyerek insanlar arasında yaşattığı izafi ve itibarî değerlere bağlandılar.
İnsanlığın büyük haraketlerini yaratan ıztıraptır. Dinler ve sanatlar, tarihin kaydettiği parlak medeniyetler ıztırabın şaheserleridir. Peygamberler ümmetlerinin ıztırabını yüklenerek kurtuluş vadini Allah'tan getiren büyük muztariplerdir. Büyük sanatkârlar da dünyamızın bahtiyarları değillerdir. Yunus'tan Akife, Fuzulî'den Dostoyevski'ye kadar bu insanüstü kafilenin sahip olduğu büyük ve âdeta ilâhî imtiyaz, onların büyük ıztıraplarıdır. Iztırap, hepsinin yaratıcılıklarının dokunulmaz berâtıdır sanki.
Müəllifin oxuduğum ikinci əsəri idi. Həm siyasət, müharibə, sevgi, psixologiya, din, ədəbiyyat və s. demək olar bütün mövzuları əhatə edən, həm də oxuduqca yormayan kitab idi. Əsərin məğzi iki dostun
Bahçe kapısından iki sedye getiriyorlar. Beyaz çamaşır parçaları, hâkî kumaş parçaları, et parçaları didik didik birbirine kırmızı bir yaşlıkla karışmış. İnsan sesine benzemeyen boğuk bir ıztırâb figanı bu et parçaları arasından haykırıyor. Taşlıkta mutlak bir sükûn var. Bu esmer, muzlim başların, yaralarından daha derin ve derunî bir ıztırâbları var; gözleri, dalgın ve uzak...