Hayat ne garipti... Aynı anda kimine ganimet getirecek kadar sakin, kiminden varını yoğunu silip süpürecek kadar coşmuş,kudurmuş bir nehir... Kimine yaprak kıpırdatmayacak kadar usul usul; kimineyse fırtınalar, hatta hortumlarla, tutunmasını imkânsız kılacak bir hava... Üstelik mekân ve zaman aynı... Değişen sadece insanlar...
Tüm ailenin bir anda kahvaltıya oturduğu, işe geç gidip erken gelindiği, ertesi gün de hep evde olunacağını bildiği gün olması nedeniyle çok severdi cumartesileri.
Her gün, düzenli olarak odaya konan bir ibrik suyun bitmesi, takunyaların ıslanması, büyükler için büyülü bir anlam taşımaktan öteye gitmemişti hiçbir zaman. Bunu başkasından duysa, hurafe, cahil insanların hayatlarına heyecan katmak için uydurdukları masal der geçerdi. Ama tüm bunları bizzat yaşamıştı.