Zayıf gövdesi ölgünce yana kıvrılmış, başı göğsüne düşmüştü. Gözleri açıktı, ama bu gözler artık görmüyordu. İyilikçi yüzünde uysal, suçlu bir gülümseme vardı. Bu ölünün her şeyinden bir dinginlik, bir sessizlik akıyordu. İlyiç haçını çıkarıp kirişin üstüne koymuştu, bununla birlikte görünüşü hiç de korkunç değildi. Karyolasının köşesine çekilip dağınık saçları, ürkek gözleriyle gökten çuvalların düştüğünü söyleyen marangozun karısı, ondan çok daha korkunç ve ürkütücü olsa gerekti.