• 424 syf.
    ·7/10
    Korkma Ben Varım’ın her sayfası sürprizlerle dolu.

    Kahramanların isimleri bir içimsu. Yaratıcı isimler. Tıpkı ruhi mucerrette olduğu gibi. Murat Menteş'in eksik yanı betimlemeleri. Bu kitabı tolstay yazmış olsaydı bütün dünya okurdu. Olaylar çok hızlı gerçekleşiyor. Dikkatli okumanızı öneririm. 2.kez okuduğunuzda farkedeceginiz çok şey olucak. Kısacası biraz Burak Aksak' in Leyla ile Mecnun havası, birazda Jason statham harmanlanmış. Kitabın en beğendiğim kısmı kitaptaki herkes baş kahraman. Son olarak kitabın sonu yesilcam filmleri gibi olmuş ben pek yakıştıramadım.
  • 520 syf.
    ·4 günde·Beğendi·7/10
    Öncelikle kitaba baştan sona aksiyon hakim. Baş karakterimiz Evan annesinin ani ölümünden sonra tüm hayatının yalanlar üzerine kurulu olduğunu anlar ve etrafı bir anda katillerle çevrilir. Yazar CIA'i olayın içine katarak derin bir polisiye tarzı hedeflemiş. Okurken bana Jason Statham'ın filmlerini hatırlattı:) amerikan aksiyon filmi tadında güzel bir kurgu. Mükemmel değil ama okunmaya değer. Benim kitaplığımda yıllanmış bir kitaptı ikinci kez okudum. Bir şekilde kendini okutuyor ama gelin görün ki istediğim tadı yine alamadım. Şu bir gerçek yeni ve çok daha başarılı yazılmış polisiyeler var. Aklınızda bulunsun
  • 58 syf.
    ·1 günde·Beğendi·7/10
    Rahat bir yatak verilse bile psikolojik bir işkence devam ederdi, Nasyonal Sosyalist Alman Işci partisi ve Führer'in de etkisini kitapta hissettim. Stefan Zweig'in son kitabı onu tanıdığım ilk kitabı oldu.

    Aslında nedense kurgusunu daha başka düşünmüştüm ve ortalara doğru sıkılmıştım. "Revolver (Tabanca)" flimindeki Jake Green'in canlandırdığı Jason Statham çıkacak diye beklemiştim. (Neden böyle bir şey hissettim,bilmiyorum.🤔)Ve bir yıl kadar önce bu kitabı Okan bayülgen seslendirmişti.Bu yüzden kitap sanki başka bir kitap gibi hissetmeme neden oldu.

    Kitabın sonuna doğru, Doktor B.'nin ne yapacağını çok merak ettim. Ve o yorgunluğu hissettim.

    Kitabın içinde kitaba duyulan özlem ile kendimi de bir parça şanslı hissettim. Kitabın 30 ve 31. Sayfasında bahsettigi "hiçlik ve bunalım " da fazlaca etkili. ( Karbon yayın evi)

    2000'den fazla inceleme ve 3000'den fazla alıntısı olan bu kitaba artık bir şey demeyeceğim. Geç tanışılmışlık.Iyi okumalar 🤗
  •   

    “En büyük düşman en son bakacağın yere saklanır.” [Julius Caesar] Ego... Bir çoğumuzun bol bol üzerinde konuştuğu, bildiği bir kavram... Ama gerçekten ne olduğunu biliyor muyuz? Nasıl ortaya çıktığının farkında mıyız? ‘Egom’ derken bile konuşanın ego olduğunu biliyor muyuz? Sadece şişmiş ve bariz egoları değil, gizlenmiş saklanmış egoları da görebiliyor muyuz? Peki ya aydınlanmış, ermiş, yardımsever, tüm öğretileri bilen melek kılığındaki egoyu? İster olumlu gözüksün, ister olumsuz, ego son derece kurnazdır ve hiç bir zaman ölmez; denemeye devam eder... Kilit nokta ise onun farkına varmak ve onunla özdeşleşmekten vazgeçmektir. “Savaş kaçınılmazdır sadece erteleyebilirsiniz ancak o da sizin değil düşmanlarınızın yararına olur.” [Niccolo Machiavelli] Guy Richie’nin senaryosunu yazdığı ve Luc Besson’un adaptasyonda yardımcı olduğu Revolver filminin konusu ego ve egonun insanlarla özdeşleşmesinin davranışlarındaki etkisini konu alıyor. Muhteşem performansları ile Jason Statham, Ray Liotta ve Vincent Pastore dikkat çekiyor. Ego Oluşuyor... Ego büyüdükçe ayrı bir kişiliğimizi oluştururken, ‘ben’ demeye başlarız. Bir ben olması için diğerleri olmalıdır. Bu karşıtlığın, ayrımın ve dualitenin başlangıcıdır.
     Zihnin temel görevi bizi hayatta tutmaktır. Beden ve zihin geçicidir ve bu dünyada korunmaya muhtaçtır. Bu sebeple zihin güven arar, lakin korkmaktadır. Beynimiz bir tehlike ile karşılaştığında üç seçenekten birini seçer: dövüşmek, kaçmak veya donup kalmak. Donup kalmak beynimizin bilinçli kısmının anlamadığı bir tepkidir... Ve bu tepkiler biriktikçe içimizdeki enerji de kendini öfke ve şiddet olarak göstermeye başlar... “Neden artık beni dinlemiyor? Acı hissetmek gerekirdi ama beyin çözemediği bir bulmacaya takıldığı için donup kalmış...” Unutmayın, savunmanız gereken bir egonuz yoksa; haklı olma, üstün olma ihtiyacınız kalmaz. Bu da şiddetin sonudur. Onaylanma Tutkusu Zihin büyüdükçe şunu da keşfeder... Uyumlanma hem bizim yetiştiren ve koruyan ailemizin istediği bir şeydir, hem de grup halinde takılmak hayatta kalma şansını artırmaktadır. Bu sebeple genlerimize sosyal olmak ve diğer insanlarla uyumu olmak kazınmıştır. Bunu devamlı onaylanma ve görülme arzusu takip eder... “Kendinizle ilgili bilmediğiniz bir şey vardır, varlığını bile inkar edeceğiniz bir şey... Ta ki bir şey yapmak için geç kalana kadar. Sabahları uyanmanızın tek sebebi budur. Aşağılık patronunuzdan acı çekmenizin nedeni. Döktüğünüz kan, ter ve kan yaşının. Çünkü bütün bunlar insanların sizin aslında ne kadar iyi, çekici, cömert, komik ve akıllı olduğunuzu bilmelerini istediğiniz içindir. Benden ister korkun, ister saygı duyun ama lütfen özel olduğumu düşünün. Bağımlılığımız aynı, hepimiz onaylanmış keşleriz. Hepimiz sırtımızın sıvazlanmasını, küçük hediyeler almayı severiz. Ödülünü parlatan şu rozetli çocuğa bakın. Parılda çılgın elmas parılda! Çünkü bizler sadece maymunuz. Bunu bilseydik böyle yapmazdık. Birileri bunu bizden saklıyor. Ve ikinci bir şansımız olsa şunu sorardık: Neden?”