Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Şiddeti içeren her devrime karşı dizgesel bir karşı tavrım yok; Ortaçağ ve Rönesans Hıristiyan düşünürlerinin tiranların öldürülmelerini onaylamaları gibi, ben de böyle benzer bir devrimin doğrulanabileceğine inanıyorum. Ancak bu yoldaki yegâne hedefin demokrasiyi yerleştirmek olması koşuluyla.
Babasız bir toplumda yaşıyoruz,” diye yazıyor Popper, “bu, tarihin ortaya çıkardığı en iyi toplumdur”; ama öte yandan, bu, insanların zihinlerindeki "baba- erkil devlet" anısını yoketmiyor; çünkü bu sayede insanlar çatışma ve güvensizlikten uzak kalabilecekleri bir kozanın içinde olabileceklerdir.
Reklam
- "Kârın sürekli arttığı ve zenginliğin çoğaldığı bir toplumda, işçilerin çok düşük ücretle çalışma durumunda kalacaklarını, Marx kuşkusuz doğru olarak saptamıştı. Ama bir sürekli artan sefalet yasası olduğunu sanmakla da yanılmıştı
Marxçılığın aynı zamanda 19. yüzyıl işçi sınıfının sefaletine duyulan haklı bir tepkiden kaynaklanan bir insancılık olduğunu kabul ediyor Popper. Ayrıca Marxçılığın özgün bir toplumbilimsel tarih anlayışına yolu açtığını ve böylece toplumbilimi, onu yoksullaştıran ruhbilimsel kategorilerden arındırdığını da onaylıyor
Popper totaliterciliğin tüm yaratıcılarına karşı da aynı sertlikle davranmıyor. Hegel’e karşı düşmanlığı mutlaktır, kökleşmiştir; "amacının Hegel olgusunu açıklamak değil, onu altetmek" olduğunu söylemektedir. Onun gözünde Hegel bir "soytarı”, bir "şarlatandan başkası değildir.
İdeolojinin ne anlama geldiği, ideoloji sözcüğünün kendisinden anlaşılır: bir fikrin mantığı demektir.”
116 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.