sude

Robert Frank
fotoğraflarım önceden planlanmış veya düzenlenmiş değil ve bakanın benim bakış açımı paylaşacağını öngörmüyorum. ancak, fotoğrafım onun zihninde bir görüntü bırakıyorsa, bir şeyin başarılmış olduğunu düşünüyorum.
Reklam
Robert Frank
siyah ve beyaz, fotoğrafçılığın renkleridir. bana göre, insanlığın sonsuza dek tabi tutulduğu umut ve umutsuzluk alternatiflerini sembolize ederler. fotoğraflarımın çoğu insanlara aittir; sokaktaki adamın gözünden görüldüğü gibi, basitçe görülürler. fotoğrafın içermesi gereken bir şey vardır, o da anın insanlığıdır. bu tür fotoğrafçılık gerçekçiliktir. ancak gerçekçilik yeterli değildir; vizyon olması gerekir ve ikisi birlikte iyi bir fotoğraf oluşturabilir. maddenin bittiği ve zihnin başladığı bu ince çizgiyi tarif etmek zordur.
Robert Frank
sık sık konuyu kasıtlı olarak kendi bakış açıma göre çarpıtmakla suçlandım. her şeyden önce, bir fotoğrafçı için hayatın kayıtsızlık meselesi olamayacağını biliyorum. görüş genellikle bir tür eleştiriden oluşur. ancak eleştiri sevgiden de kaynaklanabilir. başkalarının göremediği şeyi görmek önemlidir. belki umut dolu bir bakış ya da üzüntü dolu bir bakış. ayrıca, bir fotoğrafı ortaya çıkaran şey her zaman kişinin kendisine karşı anlık tepkisidir.
Robert Frank
keşke fotoğraflarım hareket etse ya da konuşsa biraz daha canlı olsa. ama onlar adına konuşamam. çekmeye çalıştığım birkaç fotoğraf, içinde bulunduğum manzaraya karşı içimi gösteriyor. bazen kelimelere döküyorum karmaşık, güç, kader, kör gibi.
Sadık Hidayet.
"kız sahiden oradaydı, karşımda orada duruyor, fakat çevresine bakmıyordu hiç. bakıyor ama görmüyordu. ağız kenarlarında iradesiz, esrik bir gülümseme donmuş kalmıştı. olmayan, kayıp bir kimseyi düşünüyor gibiydi. kızın büyüleyen, iri gözlerini gördüm, insana acı sitemler veriyordu bu gözler. acılıydı; hayret, tehdit ve vaitler vardı bu gözlerde; gördüm. hayatımın kıvılcımı, bu işıltılı esrarlı gözlerin derinlerinde kaybolup gitmişti... "